KADIN (Kendi kendine konuşur gibi.) Çok şenlikli kuşkusuz... Uzun yollar düşüyoruz bizler, varlıklar, birer imgeye, nesneye dönüşmek için, kalıcılığa, erişilemeyene, ulaşılamayana katlayabilmek için kendimizi, uzun upuzun çok güzel yollar düşüyoruz, çok acımasız korku tünellerinden, çok gülünç karanlıklar içinden, olduğumuz bulunduğumuz zamana ve yere varmak, orada durmak için, ağulu tınısını duymak için yaşamın; dolu dizgin bir koşturu ölüme doğru...
İçimi yoksanıyorum kimi zaman. Yeğnilik duyumu değil bu, önce bir ağırlık duyumu olmalı yeğnilikle karşılaştırabilmek için. Yoksanmanınsa karşıtı, ölçütü yok.
Hayvanın erincine kavuşmak ne denli zor!
(Usulca konuşur.) İnsan vücudundaki karanlığı dışarıdaki ışıkla karşılaştırdığı için yok edemiyor, karanlık kabullenilemiyor. Hayvan bir dem ışık duygusuna kapılsa erinci yok olur, yiter. Biz 1şık diye tepinenler karanlıktan kurtulamıyoruz.
Bir hayatın yaşanılarak anlaşılmasından önce pek çok başka hayatın yaşanması gerekiyor. Düşlediğimizin atomik olanaksızlığı o zaman ortaya çıkıyor ve bir hayatın bu hayatın içine birçok başka hayattan geçerek varıyoruz. Gürbüz bir yolculuk bu bildik kalık köprüde sağa sola bakınarak en sona varma ve tekrar geriye dönme...
(Büyük bir kahkaha atar.) Benim hayatım gölgemdir, karanlıkta yürürken önümden ardımdan izleyen karaltı; yollara mı kapanayım?