Rüveyda

Rüveyda
@Ru_______
Öğretmen
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
Malatya
9 kütüphaneci puanı
3624 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Bu kitabı okurken kendimi bir hikâyenin içinde değil, bir hissin içinde yürüyormuş gibi buldum. Sayfalar ilerledikçe olaylardan çok, aralarda kalan boşluklar dikkatimi çekti. En çok da Ayvaz’ın bir türlü “tam olarak var olmayan” hâli… Onu bir karakter gibi değil, daha çok bir iz gibi hissettim. Geliyor, dokunuyor ve kayboluyor. Sanki bazı insanlar hayatımıza girmez de içimizde bir şeyi uyandırır ve gider. Fahri dayının yaşadığı o kopukluk hâlleri, özellikle palmiyelere baktığı an, bende uzun süre kaldı. O sahnede dış dünya ile iç dünyanın birbirine karışması çok tanıdık geldi. İnsan bazen bir anın içinde dururken, sanki daha önce yaşamış gibi hisseder ya… Kitap o hissi çok güçlü verdi. Elif’in hikâyesi içimi en çok acıtan yerlerden biri oldu. Onun yaşadığı dışlanma ve içten içe çöküş, çok sade ama ağır bir şekilde veriliyordu. Ayvaz’la kurduğu bağın onu iyileştirmek yerine daha da kırması beni düşündürdü. Bazı bağların insanı büyütmek yerine tüketebileceğini hissettirdi. Kitabın sonlarına doğru Melike ile birlikte başka bir yere geçtim. Onun içindeki açıklayamadığı özlem duygusu bana çok tanıdık geldi. Özellikle “yaşanmamış bir şeyi hatırlıyor gibi olma” hâli… Bu duygu kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şeylerden biri oldu. Sanki insan sadece yaşadıklarıyla değil, yaşayamadıklarıyla da dolu. Yeraltına iniş sahnesi benim için kitabın kırıldığı yerdi. Orada artık anlatı tamamen çözülüyor ve hisler öne geçiyor. Melike’nin zaman duygusunu kaybetmesi, kendini boşlukta hissetmesi, ama aynı anda her yerde olma hâli… Bunları okurken ben de metinden kopup daha çok hissetmeye başladım. En çok düşündüren şeylerden biri de kitaptaki “kitap” oldu. Yazarı olmayan, dili tam çözülemeyen ama yine de anlaşılabilen bir metin… Bu bana bilginin dışarıdan alınan bir şeyden çok,
1000Kitap
Yedi Düvelin EcnebisiMehmet Kabakçı · Vacilando Kitap · 202444 okunma
Reklam
Puan vermedi·32 syf.··
2025 41. kitabı
Bazen bir anahtar, yalnızca bir kapıyı değil; bir yuvayı, bir hatırayı, bir umudu açar…” Bu kitap; bir lokantanın duvarlarında saklı hatıraları, bir çocuğun gözünden sorumluluk almayı, bir dedenin kalbinde bir ömür taşıdığı özlemi ve Filistin’in hiç sönmeyen “eve dönme” arzusunu, sade ama çok derin bir dille anlatıyor. Raci, dedesinin lokantasında kasaya geçince sadece hesap yapmayı öğrenmiyor; insanların neden anahtar bıraktığını, kimilerinin anahtarını neden geri alamadığını, bazen bir evin sadece bir hatıradan ibaret kalabildiğini fark ediyor. Çünkü o anahtarlar, Filistin’de yarım kalmış hayatların sessiz tanıkları… Kübra Ceylan’ın resimleri kitabı bir masala değil, bir hafıza yolculuğuna dönüştürüyor. Karpuzlar, zeytin dalları, Kubbetü’s-Sahra desenleri, sofralar, kuşlar… Hepsi evini özleyenlerin kalplerinde sakladığı semboller gibi. Halil İbrahim İzgi’nin dili ise hem çocuklara hem yetişkinlere ulaşan yumuşaklıkta: Basit cümlelerle derin bir acıyı, incitmeden ve incinmeden anlatmayı başarıyor. Bu kitap; savaşın çocuklara bıraktığı boşlukları, umutla onarmanın mümkün olduğunu fısıldıyor. Bir anahtar bazen bir eve açılmaz ama bir kalbe, bir hatıraya, bir geleceğe açılabilir. 4–10 yaş için uygun. Göç, aidiyet, hafıza, dayanışma temalarını işler. Sınıf kütüphaneleri için mutlaka öneririm. Çünkü herkesin bir anahtara, bir eve, bir umuda ihtiyacı vardır…
Evini Özleyen AnahtarHalil İbrahim İzgi · Balık Kitap · 20238 okunma
Puan vermedi·32 syf.··
2025 40. kitabı
Ormanın en neşeli şakacısı Şempo… Herkesi kahkahaya boğarken bir gün kendi gülümsemesini kaybediyor. Çünkü bazen en çok güldürenlerin kalbi sessizce yorulur. Bu kitap, kahkahanın ardındaki duyguyu fark etmeyi anlatan sıcacık ve duygu dolu bir hikâye. Caner Sarıoğlu, mizahla empatiyi birleştirerek çocuklara duyguları tanımayı, arkadaşlarını gözetmeyi ve kimsenin dışarıdan göründüğü kadar “hep mutlu” olamayabileceğini narin bir dille anlatıyor. Orman halkının Şempo’yu anlamaya çalışması ise sevmenin en güzel hâlini gösteriyor: Görmek, duymak ve yanında olmak… Hazırladıkları sürprizler, “yalnız olmadığını bilmek” duygusunun nasıl iyileştirici bir güç taşıdığını harika bir şekilde hissettiriyor. Renkli çizimler, akıcı anlatım ve içten mesajlarla dolu bu kitap; 4–9 yaş arası çocukların hem eğlenerek hem de duygular üzerine düşünerek okuyacağı bir eser. Şempo bize şunu hatırlatıyor: Neşeyi paylaşmak güzeldir ama bazen en çok kahkaha atanların bile sarılmaya ihtiyacı vardır.
Dünyanın En Komik HayvanıCaner Sarıoğlu · Timaş Çocuk · 202579 okunma
Puan vermedi·36 syf.··
2025 39. kitabı
“Bir öykü bazen bir kahraman arar; bazen de bir kahraman, kendini anlatacak doğru kalbi…” “Kedisini Arayan Yazar”, yazarlığın en içten hâlini – bir karakterle kurulan o görünmez bağı – sıcak ve sade bir dille anlatan özel bir metin. Kitabın merkezinde bir arayış var: Hem yazarın arayışı hem de kahramanın kendi iç yolculuğu. Bu yolculuk, çocuk okurlar kadar yetişkinlere de dokunan bir incelik taşıyor. Yazar, yeni bir öyküye başlamak için doğru kahramanı bulamayan tanıdık bir ruh hâliyle açılıyor. Fikirlerin birbirine çarptığı, hiçbir karakterin “tamam budur” dedirtmediği o sessiz aralık… Derken hayalinden küçük bir sokak kedisi çıkıyor: Henüz adı yok; ama varlığıyla hem hikâyeyi hem yazarı tamamlıyor. Kitabın en güzel yanı, yazarın kediyi yönetmemesi, sadece izlemesi. Bir karakterin kendi yolunu bulmasına izin vermek… Onu sıkmadan, kıstırmadan, kendi hayatının kahramanı olmasına alan açmak… Bu tutum, çocuklara yaratıcı yazı yolculuğunda harika bir mesaj veriyor: Bir karakteri güçlü yapan şey, yazarın ona verdiği özgürlüktür. Kedi, hikâye içinde büyüdükçe yazarın da içi genişliyor; kedi kendi macerasını yaşadıkça yazarın öyküsü tamamlanıyor. Bu, hem yazmaya hem de hayata ait çok zarif bir metafor: Bazen bir şeyi tamamlamanın yolu, onu özgür bırakmaktır. Kitap, tıpkı çocukların dünyası gibi hafif hüzünle mutluluğu yan yana getiriyor. Yazar, kedisinin artık mutlu olduğunu gördüğü an – tam da o an – öyküsünü bitirdiğini anlıyor. Fakat hikâye bitse de bağ bitmiyor: Sayfaları tekrar açtığında kedisini bulamıyor; kedi hikâyeden çıkmış, kapağı aralayıp kendi yoluna gitmiş. Bu sahne hem şaşırtıcı hem çok duygulu. Kahramanı için bir yuva kuran bir yazarın, gün gelip onu uğurlaması… Son cümlelerde yazarın kedisini şehrin kalabalığında yeniden arayışı, okurun kalbine bir kapı
Kedisini Arayan YazarNebihe Muhaydeli · Erdem Çocuk Yayınları · 20223 okunma
9/10
·40 syf.··
2024 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2024 17:30
Görünmez İp, çocukların sık yaşadığı korku, özlem ve yalnızlık duygularına basit ama çok güçlü bir cevap veriyor; sevdiğimiz insanlar yanımızda olmasa bile kalbimizdeki bağın sürdüğünü sakin bir güvenle hatırlatıyor. Fırtınalı bir gecede korkudan annelerine koşan ikizlerle başlayan hikâye, kısa sürede bir “korku” anlatısından çıkıp bir güven hikâyesine dönüşüyor. Anne, çocuklara aralarında kopmayan bir bağ olduğunu söylüyor: Kimsenin göremediği ama herkesin hissedebildiği incecik bir ip… Çocukların merakı arttıkça sorular çoğalıyor: Aslında tüm soruların kalbinde aynı cümle var: “Sevgi uzaklaşınca da devam eder mi?” Anneleri, her soruya aynı sakinlikle cevap veriyor. Sevginin zamanla, kavga etmekle, mesafe koymakla ya da hayatın değişmesiyle zayıflamayacağını anlatıyor. Renkli çizgilerle uzayıp kısalan ip, çocukların kalbinde güven duygusunu somut bir şekle dönüştürüyor. Resimler de bu duyguyu destekliyor:İp, bir sayfada şehirlerin üzerinde süzülüyor; bir diğerinde okyanusun derinliklerine iniyor; sonra bir rüyanın pastel gökyüzünde yüzlerce çocuğun eline bağlanıyor. Ve hikâye sessiz ama çok güçlü bir mesajla büyüyor: Kimse aslında yalnız değil. Kitabın finalindeki kuzey ışıkları sahnesi, bu evrensel bağı bir görsel hafıza imgesine dönüştürüyor. Dünyanın neresinde olursak olalım, sevdiklerimizle aramızda görünmez bir çizgi var; bizi birbirimize bağlayan, bazen bir fısıltı kadar ince, ama kopmayacak kadar güçlü bir çizgi. Patrice Karst’ın sonsözünde anlattığı kendi yaşam hikâyesi, anlatının neden bu kadar içten olduğunu açıklıyor. Yazdığı bu metafor, önce kendi çocuğuna güven vermek için doğmuş; sonra dünyanın dört bir yanındaki çocuklara dokunan bir teselliye dönüşmüş. Görünmez İp, duyguların ağırlaştığı anlarda çocuklara nefes aldıran, yetişkinlere de “sevgi
Görünmez İpPatrice Karst · Mundi Yayınevi · 2025138 okunma
Reklam