Ferhat

Ferhat
@Rubbar
Dürüst bir insan daima çocuk kalır...
فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِض۪ينَۙ "Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?" (Müddessir; 49) كَاَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌۙ فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍۜ "Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler." (Müddessir; 50-51)
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"İster tabiatı, ister insanı, ister kitabı, isterse de hepsini birden okuyun ancak ne zaman ve ne şartta olursa olsun mutlaka bir şeyler okuyun."
Efendim Ramazan Bayramınız mübarek olsun ve dahi şeker gibi tatlı olsun. Rabbim nice bayramlara sağlık sıhhat ve afiyetle ulaştırmayı nasip etsin inşallah.
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَد۪ينُونَ ""Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?"" (Sâffât; 53)
Rabbim cümlemizi Cennet'lik kullarından eylesin. اِنَّكُمْ لَذَٓائِقُوا الْعَذَابِ الْاَل۪يمِۚ "Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız." (Sâffât; 38) وَمَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ "Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız." (Sâffât; 39) اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ "Ancak Allah'ın halis kulları başka." (Sâffât; 40) اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ فَوَا‌كِهُۚ وَهُمْ مُكْرَمُونَۙ "İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir." (Sâffât; 41-42) ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِۙ "Onlar Naim cennetlerindedirler." (Sâffât; 43) عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ "Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar." (Sâffât; 44) يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ بَيْضَٓاءَ لَذَّةٍ لِلشَّارِب۪ينَۚ "Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır." (Sâffât; 45-46) لَا ف۪يهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ "Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar." (Sâffât; 47) وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ ع۪ينٌۙ "Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır." (Sâffât; 48) كَاَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ "Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır." (Sâffât; 49)