-“ Biliyor musun, siz yetişkinlere bakınca aslında hiç önemsemediğiniz şeylerin tuzağına düşüyormuşsunuz gibi geliyor bana. Nasıl oluyor bu? Ne zaman oluyor?” -“ Ne zaman olduğunu belirlemek imkansız. Bu ani bir değişikliğin sonucu değil, daha ziyade fark edemediğim bir toprak kayması misali, bir günden ötekine, zaman içinde gerçekleşir. Yıllar geçmeden fark edemezsin. Yüzeysel şeyleri kendine yük edersin-nesneler, görevler, kişisel ilişkiler- ve bütün bunlar, tıpkı bir örümcek ağı gibi, günden güne çevreni saran görünmez ipliklere dönüşür.”
Yavruları kendi başlarına ayakta durmaya hazır oluncaya kadar çocuklarının başındalar. Savaşçılar ancak o zaman yerlerini bırakacak. Bunun zorlu bir iş olarak görülmeyişi esas olarak kadınların yapıyor olmasından.
Eşit olduğumu sandığım zaman boyunca eşit değilmişim, çünkü bütün o süre boyunca, annelik denen bu derin yarığa doğru yol almaktaymışım ve şimdi artık o yarığın dibinde, zihnimin sisleri arasından yukarı, dünyaya bakarken, imparatorluğun ve ataerkilliğin öldüğünü varsaymakla en iyi olasılıkla saflık içindeymişim.