Sevgili Dost;
Selamun aleyküm, mübarek beldelerdesin. Ne güzel şehirlerdesin. Attığın her adımın bin yıllar öncesinde peygamberler tarafından basıldığını, her soluğun onların da teneffüs ettiği havaya karıştığını ve o dağlara, taşlara mübarek gözlerle bakıldığını hissetmek ne müthiş bir ürpermedir. Hayırlısıyla doğacak ve ismi Zeynep olacak olan kızını düşünerek, ağlayarak ve yalvararak dua et.
Ben ise, bir kez daha farkettim; kabz halinde olduğumu. Yoğunluğun ve beklentilerin boyumu aştığı vakitlerde kaçacak ve soluk alacak bir mekan arıyorum. Ancak bulamıyorum. Uzun süredir bu hal devam etmekte. Eskiden olsa, kısa sürer hatta sonrasında bir rahmet hissettiğimden bu kabz halinden biraz da hoşlanırdım. Ancak bu seferki geçmek bilmiyor ve sonrasında bir rahmet olacak diye beklentim de azaldı. İçimde tarifini yapamadığım bir huzursuzluk var. Ne zaman insanlara dikkat kesilsem, çoğunluğunun bu halde, hatta daha beter olduğunu görüyorum. Bu bende bir teselli de yaratmıyor değil. Bir yönden bencilce bir hareket ancak başkasının acılarını görmek bir yerde acılarımıza, huzursuzluğumuza katlanma gücü veriyor. Başkasının acısını gören kendi acısını hafifletir. Başkasına verilmiş nimeti gören de kendi nimetini küçümser. Şikayet babında “Neden ben?” ve “Neden o?” sorularından uzak durmak gerekir.
Sevgili Dost, günlük Tefsir okumalarım dışında bir kitap okuyamadım 6 aydır. Bu huzursuzluğumun sebebi olabilir mi? diye düşündüm. Farkettim ki kitap okuyamamanın verdiği huzursuzluğu, kitap okuyarak ortadan kaldırırken öte yandan külli bir huzursuzluğu da örtbas ediyorum. Binanın temeli çürükken duvarları boyamaya devam ediyorum. Bu kabz halinin nasıl geçeceğini de biliyorum ancak buna cesaret edip yola çıkacak gücü kendimde bulamıyorum. Ruhumun biraz açılması ve temeli çürük olan binayı şuan terkedemeyeceğimden en azından duvarlarını boyamaya devam etmek için, senin hediye ettiğin Merhum Muzaffer Ozak Hocanın İrşad kitabına başlayacağım.
Şimdilerde Doçentlik dosyası için çalışıyorum. Rüyamda bile makale yazdığımı görüyorum. Çevremde dünya malından paraya düşkün olmamakla bilinen biri olarak, makama olan düşkünlüğüm ve ilgim beni acayip şaşırtıyor, ürkütüyor. İnsanın ayağının nerde kayacağı bilinmez, bundan çekiniyorum. Sanırım bu modern hayatta, Müslümanca yaşamaya çalışan herkesin böyle ikilemleri olacaktır. Sonumuz inşallah Hulusi abi gibi olmaz (Savaş Şafak Barkçi’nin ‘Hulusi Nasıl Dinden Çıktı’ hikayesini dinlemeni öneririm).
Sevgili Dost, bayramda köye gittim. Anne babamı gördüm. Yaşlanmışlar. Babam 70, annem 64 yaşında. Hastanede bu yaşlarda bir insan ölünce, yaşından dolayı üzülmüyorum. Ömür bu kadar yaşansa yeter diyorum. Ancak yolda tek başıma yolculuk yaparken farkettim; bu dünyada ölümüne hazırlıklı olamayacağım tek kişi babam sanırım. Yaş aldıkça babam gözümde büyüyor, hayatı yaşadıkça babama olan saygım artıyor. Bir erkek olarak, namuslu bir hayat sürmek ve aynı anda eşini, çocuklarını ve ailesini idare etmek çok zor bir meziyet. Yıllarca el emeğiyle inşaatlarda çalışan ve halen bu yaşta bile el emeğiyle bir şeyler yapmaya çalışan bu genç ihtiyara saygım sonsuz. Öte yandan daha önce de sana yazdığım gibi, bu dünyada bir erkeği her şeyiyle sevecek tek kişi babasıdır. Anne çok daha şefkatli olabilir ve şefkat bir yerde aşkın önüne geçiyor da olabilir ancak varlık aşk ile kaim.
Bu arada çocuklar da büyüdü. Burak 6 yaşını bitirdi. Okula yazdıralım mı diye düşünüyoruz. Benim fikrim bir sene daha beklememiz yönünde. Hem beden olarak hem de duygusal olarak biraz gelişmeden kalabalıklar arasına göndermek istemiyorum. Şimdi pedagodların da bu yönde söylemleri var. Ben 9 yaşında okula başladım. Bu durumun hep avantajını yaşadım yıllarca ( 2 sene geç evlenmemi saymazsak tabi). Çocuğu okula göndermemek boş olacağı anlamına gelmiyor. Bir yıllık süreçte bilhassas Kur’an Kerim ve dil dersleri ve sair dersleri devam edecek. Senin ve Eşinin bu konudaki fikirlerini merak ediyorum.
Sevgili Dost, can alıcı cümlelerimi sona sakladım. Uzun süredir arayışta olduğum ve karşıma çıksın diye geceleri namaza kalkıp dua ettiğim mürşidi buldum. Gerçek bir irşad eden. Ama beni kabul eder mi bilemiyorum. Kendimi kandırabilirsem bir yola çıkacağım. Kabz halimin rahmeti bu Allah dostu mudur acep?
Çoğunluğu şikayet olan bu kadar cümleyi yazmamın nedenini anlamışssındır. Dua istiyorum. Mübarek beldelerden adıma edilen dualar.
Çokça selam ederim. Selametle kal, Sevgili Dostum.