Her şeye rağmen "yaşamak güzeldir" demeyi bilin. Kendinize iyi bir sırt çantası, kol saati, dolma kalem, çakı ve defter alın. Hiç gitmediginiz rotalar belirleyin, köy kahvelerinde gülümseyerek altınıza bir sandalye çekin, cami avlularında yere düşen dutları toplayıp çeşmede yıkayın, meczuplara çay ısmarlayın, yetim duası almaya çalışın, kötü kitapları yarıda bırakın, herkesle dost olma çabanızı bir kenara bırakın, en az üç türküyü ezber edin, zamanı kendinize dost bilin, az söyleyip çok dinleyin.
Sizi korkutmaya çalışanların, ikiyüzlü ve kibirli suratların, bir hiç olup karşınızda güçlü durmaya çalışanların gözlerine dik dik bakmaktan asla vazgeçmeyin. Ve sevin. Bir kadını çok sevin, bir adamı çok sevin. Öyle kuru kuru ve tedbirli değil ha, sahip olduğunuz her şeyden vazgeçecek, isminizi, cisminizi, kendinizi unutacak kadar çok sevin. Sevginin karın doyuracağına inanın, paranın kölesi olmuşların beylik laflarına kanmayın. Çok sevin.
Varsın kader eylesin oyununu, ayırsın, savurup atsın sizi yaka paça bir kenara. Kalkın ayağa, şöyle üzerinizdeki tozu toprağı bir silkeleyin ve aşıklara has o saf gülüşünüzle "seviyorum" deyiverin dünyaya. Hâlâ hayattasın, gökyüzüzünde parlak bir güneş, içinde bitmek bilmeyen bir umut, zamanlı zamansız esen rüzgar ve damarlarında dolaşan yaşamak. Unutmayın: yaşamak güzeldir, yaşamak güzeldir....