Altın topları havaya fırlatan hokkabazı gören bir çocuğun merakı sıradandır; affinıza sığınarak bunu sıradan bir duygu olarak niteleyeceğim. Fakat geceleri Tanrı'nın eliyle gökyüzüne fırlatılan altın topları yani yıldızları seyreden insanın ruhunda hissettiği duyguyu sıradan olarak tanımlayabilir misiniz?
Yeri ve göğü yaratan Tanrı'nın faal,alçak gönüllü ve iyi huylu insanları sevdiği; tembel,gururlu ve zalim insanlardan nefret ettiği gibi genel görüşlerle ilgili kuvvetli tek bir fikre bağlı olmalısınız...
İyi bir kitabı elinize aldığınızda kendinize sormalısınız: "Avustralyalı bir madenci gibi çalışacak kadar istekli miyim? Kazma ve küreğim iyi durumda mı? Kollarımı dirseklerime sıvadım mı? Nefesimi iyi ayarladım mı? Ya ruh halim nasıl?.....
Bir kitap için "Ne kadar güzel, tam da düşündüğüm şey," deriz. Fakat doğru olan, " Ne kadar tuhaf, daha önce hiç böyle düşünmemiştim; doğru olduğunu şimdi anlıyorum," ya da "Şimdi yapamasam da umarım bir gün anlarım," şekilde bir görüş geliştirmektir. Fakat kabul etseniz de etmeseniz de bilmeniz gereken şey şudur: Kendi fikirlerinizi değil, yazarın söylemek istediklerini anlamak öncelikli işiniz olmalıdır. Okuduklarınızı yargılayacaksanız bunu sonraya bırakın, önce yazarın ne dediğinden emin olmalısınız.