Koskoca dünyada bir küçük noktayım.
Ne varlığımı bildim ne de yoktayım.
Uzanırım toprağa biraz, uykudayım.
Yalnızlıktan her gün biraz daha solmaktayım...
Ama yaşayacağım ozanların türküsünde,
Titreyeceğim sokakta üşüyen kedinin nefesinde,
Süzüleceğim gökyüzünde bir çocuğun maviliği izleyişinde.
Ölüme her gün biraz daha yaklaşmaktayım...
Erciyes gibi dumanlı başım,
Deli Fırat gibi doldu taştı yaşım.
Ben böyleyim, bir benim içim, dışım.
Sen anlamazsan el anlar mı beni?
Derdim dağlar gibi büyüktür,
Sorunlarım sıra sıra, bölük bölüktür.
Bu can, bu bedene vallahi yüktür,
Taşıyamaz oldu, öleyim de sal beni.
Gül verirken bile batırdınız dikeni,
Görmedim mertçe kurşun sıkanı,
Merak etmediniz bu mahsulü ekeni,
Emeğim boşa gitti, savurdu yel beni.
Dağlara haykırsam dağ duyar sesimi...
Ağlarken ağaç yaprağı savruldu, sildi yaşımı,
Sokakta köpek gördüm, yasladım başımı,
Anlamadı bir tane kul beni...