Bilmez misin ki, gönülden gönüle pencereler vardır. Birbirine bağlı gönüller, birbirlerinden ayrı değildirler. Bedenler uzak düşse bile onlar yine de beraberdirler. Tıpkı iki kandil gibi. Kapları ayrıdır, ama nûrları birbirine karışıp birleşmiştir. Dolayısıyla hasret ateşi, bedenleri eritiyor görünse de onun nûru, gönlü sevgilinin nûruyla kucaklaştırmaktadır."
"Kâinâta bak; gece ile gündüz de birbirini kucaklarlar, sevgi ile birbirlerinin arkasından birbirlerine koşarlar. Onlar görünüşte ayrıdırlar, ama hakikatte birdirler. Faydalı olmak ve hizmet etmek için elele vermişlerdir.”
İnsanoğlu, tabii ve fıtri olan sevme meylini Rabbine ve onun sevdiklerine hasrettiği nispette ve ruhaniyetinin şiddetli derecesinde manen yükselme nimetine sahiptir.
Allah’a aşık olanlar, cüzlere aşık olamazlar. Cüzlere gönül verenler de bütünden mahrum kalırlar. Yani dünyaya gönül verenler, Mevla aşkından mahrum kalırlar.
Ölümün bilinen bir dili yoktur. Lâkin o, derîn bir sükûta ne korkunç mânâlar gömmüştür.
Nitekim Hazret-i Peygamber sallâllâhü aleyhi ve sellem buyurur:
“Size iki nasihatçı bıraktım. Biri susar, diğeri konuşur. Susan nasihatçı ölüm, konuşan ise Kur’ân-Kerîm’dir.”