ROMEO
Şu güzel bayan da kim
Elini süsleyen şuradaki beyzadenin?
UŞAK
bilmiyorum efendim
ROMEO
parıldamayı öğretiyor bütün meşalelere
Bir habeşin kulağındaki pırlanta gibi,
Asılmış gecenin yanağına sanki;
El sürülmeyecek kadar güzel,
Dünyaya fazla gelen değerli bir taş bu,
Akranlarından çok değişik ve başka,
Ak bir güvercin kargalar arasında.
Durduğu yeri kaçırmayayım dans bitince,
Şu kaba elim kutsansın onunkine değince.
Gönlüm sevdi mi bugüne dek?
Sevdiyse, yalanlayın gözlerim. Görmedim çünkü
Bu geceye dek gerçek güzelliği
Size bir tabak suşi sunulduğunu düşünün. Ama bu tabakta size sunulan balıkları avlamak için öldürülmüş balıklar da olsun. Bu durumda tabağın bir buçuk metre çapında olması gerekir.
Filozof ve toplum eleştirmeni olan Jacques Derrida’nın ifadesiyle bu,
eşitsiz bir mücadele; bir tarafta hayvan yaşamıyla birlikte merhamet duygusunu da yok sayanlar, diğer tarafta merhameti hiç kuşkusuz hak edenler arasında kopan( bir gün tersine dönebilecek) bir savaş.
Savaş, merhamet meselesi üzerinde kopmakta. Büyük olasılıkla sonu olmayan bir savaş bu… ancak kritik bir aşamadan geçmekte. Bizler bu aşamadan geçiyoruz ve bu aşama, bizlerden geçiyor. Verdiğimiz bu savaşı düşünmek sadece bir görev, sorumluluk, yükümlülük değil, aynı zamanda bir gereklilik. İster katılın ister katılmayın bu kimsenin yakasını kurtaramadığı, doğrudan ya da dolaylı bir baskı unsuru… hayvan bize bakıyor ve biz, onun karşısında çırılçıplak duruyoruz.