Onun arkadaşı meleklerdi, onun kimsesiz ve aslında kederli gönlünü açtığı, Rabbiydi. O, kıymetli ve mümbit bir bahçe gibiydi. Zekeriya peygamber de bu bahçenin azimli bakıcısı, bahçıvanı ve nöbetçisi misaliydi...
Meryem, haddizatında tam olarak kimsenin himayesinde değildi. Doğal ebeveyni ve hâmileri, kader sahnesinden bir bir kenara çekilirken, Rabbi tarafından eğitilen, yetiştirilen nadide bir bitki gibiydi. Nasıl ki bitkiler köklerine bağlıysa, Meryem’de Rabbani tevhide o şekilde bağlıydı.
Ah! Üzülme yine de. Rızkı Allah’tan gelir her yetim gibi Meryem’in de. Allah varsa ne gam! Trajedi yok. Trajik olan Allahsızlığımız. Kalabalıklar, güçler, Tutku, arzu ve mülkler içindeki ıssızlığımız...