Cas

İnsanca olan hiçbir şey çok ciddiye alınmaya değmez; yine de…
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Sıradan bir topluluk içinde bulunduktan sonra neden vicdan azabı çekiyoruz? Önemli şeyleri hafife aldığımız için, birileriyle konuşurken tüm samimiyetimizle konuşmadığımız için ya da konuşmamız gereken yerde sustuğumuz için, fırsatımız varken kalkıp gitmediğimiz için, kısacası topluluk içindeyken onlardan biriymişiz gibi davrandığımız için.
Acı çekenin ve çektirenin benzer şeyler düşünüp hissettiği varsayılır ve bu varsayıma göre birinin suçu diğerinin acısıyla ölçülür.
Tabiatında hırs olmayanlarda ahlak duygusunun eksik olmaması gerekir. Hırslı olanlar onsuz da idare edebilirler, hem de hemen hemen aynı derecede başarılı olarak. Bu yüzden mütevazı, hırsa sırt çevirmiş ailelerin oğulları ahlak duygularını bir kez yitirdiler mi hızla yükselip tam bir alçak olurlar.
Bir çocuk, karmaşık aile ilişkileri içinde büyüdüyse o zaman doğal olarak yalana meyleder, elinde olmadan her zaman kendi çıkarlarına uygun olanı söyler; hakikat duygusu, yalana karşı bir tiksinti onun için yabancı ve ulaşılmaz şeylerdir; bu yüzden tüm masumiyetiyle yalan söyler.