Sözlerin işe yaramadığını anlar vardır, keşke ben de anlayabilseydim, her şeyi gözyaşlarımla söyleyebilseydim, anlaşılırım diye konuşmak zorunda kalmasaydı.
Yetkililerin insani lafları işitmek istemediklerini, hatta yasanın herkes için eşit çıkarılacağını ve demokrasinin insanlara ayrıcalık tanımakla bağdaşmadığını söylemeye kadar vardırdıklarını anlatırdı.
Vicdanımızı giderek damarlarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna buladık, bu da yetmiyormuş gibi, gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük, sonuçta gözlerimiz, ağzımıza inkar etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi.