Bu sırada Tolstoycu, kıpkırmızı olmuş yüzünden akan terleri silerek, kudurmuşçasına haykırıyordu:
- İncil'i kaldırıp atın! Yalan söylememek için hepten unutun onu! İsa'yı bir kez daha çarmıha gerin! Bu daha dürüstçe bir tutumdur!
Anlamını kavrayamadığım sözcüklerle sarhoş gibiydim, kurşun gibi yağan korkunç bir sözcük fırtınasında toprak, ayağımın altında sallanıyor ve ben tam bir umutsuzluk içinde, sürekli, dünyada herhalde benden daha aptal, daha yeteneksiz birinin daha olamayacağını düşünüyordum.