İmam Beyhaki Sünen-i Kübra'sında sahih bir isnatla Abdullah bin Ömer'den şöyle haber vermiştir; Kim müşriklere ait bir toprakta bina yapar, onların nevruzlarını aynen işler ve festivallerini de aynen taklit ederse ve ölüm kendisine gelinceye kadar bu haliyle kendisini onlara benzetirse, o bu durumda kıyamet günü onlarla beraber hasrolunur"
Rabbimiz Azze ve Celle Peygambere itaati emretmiştir Peygambere itaati gerekli görmeyen insanlar, aynı zaman da, Allah'ın ayetlerini de inkâr eden insanlardır. Hadis inkârcıları Ayetlerde geçen "Peygambere itaat edin" cümlelerinin hepsini "Allah'a itaat edin" manasında olduğunu söylüyorlar. Oysa Allah Teâlâ onlarca ayette hem Allah'a hem Peygambere itaati beraberce zikretmiştir. Sünneti inkâr edenlerin iddiasının mukteza-
sınca Allah-haşa- Peygambere itaat edin cümlesini gereksiz yere kullanmıştır. Halbuki sadece Arapça bilmeye de gerek yok, her hangi bir dili bilen bir insanın sürekli aynı cümlede kullanılan ikı farklı kelimenin manalarının da elbette birbirinde farklı olacağını, her iki kelimenin de aynı şeyi ifade etmeyeceğini bilirler Diğer taraftan, Peygambere itaat kavramından başka Kur'an-ı Kerimde bir de, Peygamberlere ittiba etmekten bahsedilir ki bu ittiba kelimesi Sünneti çok açık bir şekilde tarif etmektedir
"Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını id dia edenleri görmedin mi? Inkar etmeleri emredilmiş iken tağutun önünde yargılanmak isterler." åyet-i kerimesiyle ilgili olarak şunları söyler: "Ayet-i kerîmede tâğûti mahkemelere başvurmanın değil de ona başvurmayı istemenin dile getirilmesi, bunu istemenin bile ne kadar hayret verici ve çirkin bir hareket olduğuna dikkat çekmek içindir. Tâğûti bir mahkemeye başvurmayı istemek bile imanla bağdaşmıyor ise bu makamlara fiilen müracaatta bulunmaya ne demelidir?"
İmam İbn Kayyim el-Cevziyye, benzer bir meselede birinin "İbadet, ibadet değildir; bunu yapan kişi, onun ibadet olduğuna inanıncaya kadar." şeklinde bir iddia ileri sürmesi üzerine şu cevabı vermiştir: "Bir müridin, tarikat şeyhine secde etmesi bir çeşit şirktir. Bu hem secde edeni hem de edileni şirke düşürür. Bu kimselerin 'bu secde değildir; sadece saygı ve tevazu adına başı şeyhin ayaklarının önüne koymaktır' diyerek yaptıklarını izaha çalışmaları, gerçekten hayret vericidir. Siz buna ne derseniz deyin secdenin niteliği, başı secde edilen kimsenin önüne koymaktan ibarettir."