Ortalama zekâya sahip herhangi bir genç, beş yıl boyunca zekât fıkhı, namaz fıkhı, sigorta, kıyas veya sahabe içtihadı gibi konularda ciddi okumalar yaparak, bu konuların herhangi birinde otorite veya referans kabul edilebilecek bir düzeye ulaşabilir. Bu konularda; tartışma yapma, eser verme ve hatta içtihat yapma becerisi kazanabilir. Bu konulara yeni düşünceler ekleme ve bunlarla ilgili bazı meseleleri netliğe kavuşturma yeteneği elde edebilir.
Benzer şey Arapça, tarih, coğrafya, tıp veya mühendislik bölümlerinden mezun olanlar için de geçerlidir. Örneğin İslami ilimler yahut ilahiyat fakültesi mezunlarının sadece yüzde birinin bu fikre ikna olmaları durumunda neler yaşanabileceği hayal et! Bu durumda şeri konularda gençlerden meydana gelen yüzlerce güvenilir kaynağa sahip olacağız. Kuşkusuz bu, şeri ilimlerin tecdit edilip ilgili alanda ciddi ve sağlam ilmî çalışmaların artmasına zemin hazırlayacaktır..
En zoru başlamaktır. Fakat inanın yapmaya başladığımızda kendimize şaşıracağız! Bu, sosyal ilişkilerimizi kesmemizi veya kendimizi güneş görmeyen bir ofise hapsetmemizi gerektirmeyecek. Sadece, beş yıl boyunca günde iki saat sürekli ciddi ve dikkatli okuma yapmak gerekmektedir. Allah'ın izniyle harika sonuçlar ortaya çıkacaktır. Düşündüğümüzden ve umduğumuzdan daha fazlası olacaktır. Ülkemizde bilgi seviyesini yükseltmek için başka bir çare olduğunu sanmıyorum. Bunu yapabiliriz; eğer bunu yapamıyorsak başka ne yapabiliriz ki?
kitapta son söz yazarın değil, okuyanındır. Çünkü okuyan etkileşimde bulunur, ikna olur ve kanaatlerini başkalarına aktarır. Bu bağlamda kitap, yalnızca okuyucu sayesinde hayatta kalır ve amacına ulaşır. Bu sebeple okuyucunun tutumu son derece önemlidir.
Şunu hiç unutmamalıyız ki birçok insan kitap okur; ancak verimsiz bir şekilde okur. Büyük yazarlar, her zaman büyük bir okuyucu idiler; az ama öz okumuşlardır.
Keşif incelemesi yapmadan önce hiçbir kitap satın almamalıyız..
Örneğin aşağıdaki adımları izleyerek yarım saat içinde bir kitap hakkında doğru bir yargıya varabiliriz:
Girişi okumak: Eğer varsa kitabın girişini yahut ön sözünü okumak kitap hakkında fikir verir. Zira pek çok yazar, kitaplarının giriş kısmında kendilerini söz konusu kitabı yazmaya iten sebepleri ve amaçlarını belirtir. Bazıları kitabın kimlere yönelik olduğunu ifade eder. Belli bir konuya açıklamaya yönelik mi olduğunu, başka bir kitaba cevap niteliği mi taşıdığını veya kültürel alanda mevcut olan bir meselenin çözümüne katkı için mi kaleme alıdığını açıklar.
Dizini okumak: Kitabın içinde yer alan konuları öğrenmek için dizini [fihristi] okumak da kitap hakkında iyi bir fikir verebilir. Kitabın mantıki bakış açısını çözmek için bu çok önemlidir. Pek çok okur, kitabın içindekilere göz atmadan hoşuna giden kitabı okumakta, bu sebeple de kitabın tutarlılığını ve konu bütünlüğünü ortaya koyan genel taslağı gözden kaçırmaktadır. Bazı yazarlar, kitabın içeriğine dair okurun bakışını genişletmek ve bazı ayrıntılara vakıf olmalarını kolaylaştırmak amacıyla okurları için kitabın içeriğine dair analitik bir tablo hazırlarlar.
Kitabın kaynaklarına bakmak: Yazarın kitabı kaleme alırken dayandığı kaynak ve atıflara bakmak da kitap hakkında önemli fikirler verir. Zira kitabın kaynak ve atıfları, kitabın içinde yer alan bilgilerin ve düşüncelerin belli bir kalıp hâlinde ifade edilmesinin temel çıkış noktalarını oluşturur. Ayrıca ele alınan konuya yönelik yaklaşımın doğası hakkında fikir verir. Buradan hareketle okur, kitabın kaynaklarına bakarak yazarın bilişsel eğilimlerini oluşturan kültürel ve düşünsel arka planı hakkında pek çok şey keşfedebilir.
Sonuç kısmını okumak: Bazı yazarlar, kitapta geçen her bölümün