"Konfor, bizi çürütür. Ne kadar doğru. Disiplinli olmayı otariter olmak olarak algılayan, çocuğu özgürleşsin diye onlara sorumluluk vermeyen ebeveynler, mutsuz gençler, gidilmek istenmeyen okullar ve de küstütülmüş öğretmenler.. Ne kadar da vahim bir tablo değil mi? Ama taşın altına eller konulursa hallolmayacak bir mesele değül bence. Tabi bu sadece bir iki duyarlı kişinin yapacağı ve onların da bu yükün altında kalacağı bir iş değil. Herkese görev düşüyor. Umutsuzluğa vakit yok çünkü
Sinan Canan, hemen hemen bütün kitaplarını okuduğum, dijital platformdaki eğitimlerine katıldığım, sosyal medyadan takip ettiğim kıymetli bir akademisyen. Ali Koç'u bu kitap vesilesi ile okumuş oldum. Kendisinin de Sinan Hoca ile birlikte çok güzel tespitleri olmuş. Kitap, bu iki değerli yazarın soru ve cevaplarından konuşmalar şeklinde ilerliyor.
Kitaptan altını çizdiğim ve etkilendiğim çok yer var ama ben aklımda kalanlardan ikisini paylaşmak istedim.
*Yaşına göre hiçbir sorumluluk vermediğinizi çocuğun, yirmi beş yalına gelince, yaşına göre hareket etmesini istiyorsunuz. Biz ona yaşına göre br sorumluluk vermedik ki.
Öğretmen tükenirse herkes ölür.
Kitabı tüm okurlar'a tavsiye ederim. Şimdiden iyi okumalar.
"Sen niye programlarda bu kadar ciddi duruyorsun?" diyorlar. Çünkü benim çocukluğum öyle geçti. Bütün öğrencilik hayatım sırıtma diye başlayan cümlelerle, "Ali Oğlum niye gülüyorsun, söyle de hep beraber gülelim," diyen öğretmenlerle geçti. Gülünce ciddiyet gidiyor sanılıyor.