Dünyanın değişik yerlerinde yaşayan, birbirinden farklı özellikteki milyarlarca insan, aynı tür yiyecek ve içecekleri sevmeli, aynı tarz giysileri almalı, bunun için de aynı tarz bir hayat yaşamalıydı. Böylece uluslarüstü büyük firmalar, ürünlerini dünyanın her yerinde satabilirdi. Belki de daha korkuncu, bu sistemin yerel kültürleri yok ediyor oluşuydu.
Ücret epeyce fazlaydı: kişi başı 1000 dolar. Bu parayı gözden çıkaran 769 kişi bilet almıştı. Bazı aileler sadece 1000 dolar toplayabildikleri için, çocukları arasında seçim yapmak ve hangi evlatlarının kurtulacağına karar vermek zorunda kalmışlardı.
İkisi de, çoktan gitmeye karar verdiklerinin farkındaydılar. Ama sanki hâlâ bir karar almaya çalışıyorlarmış gibi, birbirlerine gitmek gerektiğini anlatıp duruyorlardı.
Mavi Alay’ın gizli stratejisini gün yüzüne çıkarmak da. Acaba bundan sonra hayatımı buna göre mi düzenleseydim? Kendime bu soruları sordukça içimdeki boşluk duygusunun azaldığını hissediyordum. Bir amaç lazımdı bana. Tarık’ın o sahte dünyası arada sırada hoştu, eğlenceliydi ama hayatıma bir anlam katamazdı.
Düşünüyorum da, günümüzde yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu için, henüz bir insan ömründen bile kısa bir geçmişteki olaylar ne kadar da uzakta kalmış görünüyor.