Bir İntihar Çok Ölüm ,yalnızca bir annenin ya da bir çocuğun hikâyesini anlatmıyor; sevginin eksildiği yerde insanların nasıl yarım kaldığını gösteriyor. Romanın en çarpıcı yanı da burada başlıyor zaten: Bir evin içinde aynı anda hem sevgi açlığı hem sevgi yorgunluğu yaşanabiliyor. Müsemma, Acibe, Nazenin ve Neriman namı diğer Tijen… Hepsi aynı hikâyenin başka türlü yaralanmış kadınları.
“Biri ölünce arkada kalanlar yaşayabilir mi?” sorusu, kitap boyunca yalnızca fiziksel bir ölümü değil; sevgisizliğin insan ruhunda açtığı görünmez boşlukları da düşündürüyor. Çünkü bazı insanlar ölmeden önce eksiliyor, bazı çocuklar ise hiç görülmeden büyüyor. Romanın en ağır tarafı da bu görünmezlik hissi. Özellikle Acibe karakteri, yalnızca bedensel kamburuyla değil, ruhunda taşıdığı yükle hafızaya kazınıyor.
“Kızımız kamburmuş. Herkes kambur doktor bey, baksana ben de kamburum. Sırtımızda çıkıntı yoksa yüreğimizde var.” cümlesi, kitabın bütün ruhunu özetleyen güçlü bir metafor gibi.
Esra Kahya’nın dili son etkileyici. Bizden.Asla yabancı değil .Cümleleri okuru yormadan derine iniyor. Özellikle annelik, kadınlık ve aşk arasında sıkışan kadın karakterleri anlatırken büyük bir gözlem gücüyle yazıyor. Müsemma’ya öfkelenmek isterken durup düşünüyorsunuz; çünkü roman, insanı tek bir duyguyla yargılamaya izin vermiyor. Çocuğuna sevgisini esirgeyen bir annenin bile kendi içinde eksik bırakılmış bir tarafı olduğunu hissettiriyor. Belki de kitabın en güçlü yanı bu: Karakterlerini suçlamadan anlatabilmesi.
Romanda annelik kutsal bir yerden değil, insanî bir yerden ele alınıyor. “Anne olmak istemedi hiç” gerçeğiyle yüzleştiriyor okuru. Bu yüzden kitap, alışılmış anne figürlerinden çok daha gerçek ve sarsıcı bir yerde duruyor. Bir yanda annesinin sevgisini çocuğundan saklayan bir kadın, diğer
Yolda tanıdık birini görünce itinayla görmezden gelip gözlerinin içine bakmaktan bilhassa kaçırıyorum.
Çünkü gözlerin yürekle bağlantısını çözeli uzun yıllar oldu.
Gözde bilmek beni kendimle çelişir vaziyete itince , insanların gözlerine bakma nezaketini terk ettim.