Fatma İpek

Orhan Pamuk bizzat Kemal Basmacı olmuş
İleride müzede sergileyeceğim eşyaları satın aldıkça, hayalimdeki hikaye de ilerlerdi. Bazan da bir tanıdığın evinden, mesela annemin kullanmadığı kapkacağı, porselenleri, şekerlikleri, bibloları sakladığı eski dolapların içinde bir fincan bulur, bir gün bir müzeye koyacağımı söylemeden alırdım.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ama kelime başka bir şeydir, eşya da başka bir şey. Kelimenin kafamızda canlandırdığı hayal bir şeydir, bir zamanlar kullandığımız eski bir eşyanın hatırası başka bir şey. Ama hayaller ve hatıralar birbirlerine yakındır, ve romanımın ve müzemin yakınlığı bundan kaynaklanır. Ama tıpkı müze olmasa da romanın kendi başına ayakta durup anlaşılabilmesi gibi; müze de roman olmadan kendi başına bakılıp hissedilebilecek bir yer. Müze, romanın bir resimlemesi olmadığı gibi roman da müzenin bir açıklaması değildir.
Kemal'in kendi aşk hikayesini ve aslında bütün bir kültürü anlatmasını hayal etmek işime çok yaramıştı. Notlandırılmış bir katalog bahanesiyle, bütün hayatımı verdiğim roman sanatı ile bütün hayatımı veremediğim için hâlâ dertlendiğim resim sanatı arasında bir ilişki de kurmuştum.

Fatma İpek

, bir kitabı okumaya başladı
Orhan Pamuk
8.7/10 · 395 okunma
pirinç ayaklıklı sınır çizgisini geçerek çocukluk ve gençliğinde oturduğu masaya oturacak, o zaman aynı kalemler, cetvel, silgi ve kitaplarla nasıl çalışıyorsa taklit edecek ve oturduğu yerden müzeseverlere "Değerli ziyaretçiler, işte burada böyle matematik çalışırdım efendim," diye seslenecekti. Tıpkı başkahramanını Kemal gibi insanın rehberi olduğu bir müzenin aynı zamanda bir eşyası olmasının zevklerini ya da insanın yaşamış olduğu bir hayatı, yıllar sonra, bütün eşyalarıyla, bir müzede başkalarına anlatmasının heyecanını ilk böyle hissettim.