Ne yaparsın, yazmak güçsüzlük, demiş atalarımız. Lambadan gazyağın kalmasa da, kalemin kırık da olsa, bir gece (özellikle böyle bir gece) dayanamayıp yazabilirsin. Doğruları söylemek için değil. Kendi kendinle konuşmak için. Çıldırmamak için. Karanlıkta da yazılır. El yordamıyla da yazılır. Ay ışığında da. Dağ başında yaşarsan, eski bir yılın bitip bir yenisinin başladığını söylerse elindeki takvim ( doğru ya da yanlış, o, takvimi düzenleyenlerin günahı), yazmak zorunluluğunu duyarsın, duyabilirsin.