Ev içi ve kapı arkasındaki yaşantının ken sınırlarını savunma ısrarı bakımından isteksizliği, göz erimine yeni bir ufum çizgisi açma girişiminin bir ürünü olduğu kadar; yazgısı daimi bir sürgünlüğe mahkum edilmiş "özne"ye ilişkin hakikatin de topluca izlenilen tanıklığın tescillenmiş kanıtıdır. Bu bakımdan mahrem olan, varoluşun tersyüz edilmiş ifşasına belli bir somut çerceve kazandırılmadan düşünülemez. Deyim yerindeyse, mahrem, öznenin görünür varlığının, iktidar görünmezliğinin oyuncağı haline getirilmiş siluetidir.
Göz önünde olmayanın, hep göz önünde olan ve kendi yönelimlerinin kıyı boylarını koruyamacak denli güçsüz ve aciz bireylere yönelik sınır tanımaz hükümranlığını akla getirir.
"Özel yaşamın sınırları özgürlüğün sınırlarıdır." Burada "sınır" sözcüğüyle vurgulanan, bireysel etkinliğin önüne konulmuş toplumsal bir bariyeri ya da engellemeyi değil, özgürce yaşama yetisinin optimum düzeyde gerçekleştirilmesini ve insan yaşamına özhü bazı en temel edimlerin olabilirlik derecesini ifade eder. Sınır, bireysel yaşamın koşullarının özgürlük bilinciyle taçlandırıldığı bir meşruiyet alanını çerçevelemek yanında; gizlilik yöneliminin özgürlük yöneliminden ayrı düşünülemeyecek bir olgu olduğunun altını çizer.