3 Aralık 1964 tarihli Düşünen Adam'da yayımlanan Fuat Uluç'un yazısını okuyoruz: "Görüyor musun: Türk milleti için istediği hürriyeti ve kardeşçe yaşama tarzını? Demek bir ağaç gibi tek ve hür olacağız. Peki, fakat ağacın hürriyeti nedir? Dikildiği ve bittiği yerin ömrü boyunca esiri kalmak, her rüzgâra boyun eğmek değil mi?.. Ağaçça hürriyete ihtiyacımız yok bizim. Hele bir orman gibi kardeşçe yaşamaya... Çünkü ormanlarda boy atamayan ağaçlar öne serpilmişlerin dalları tarafından boğuldukları ve güneşten yoksun bırakıldıkları için filizden fidana dönmeden kurur, kırılır, çürürler. Kaderleri gökyüzüne doğru gururla dal budak salanlara gübre olmaktır. Yere batsın kardeşçe yaşamın böylesi."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İstanbul, otomobillerin işgali altındadır. Kapitalizmin oluşturduğu tüketim toplumunda sınıf farklılığının en belirgin görsel malzemesidir. Boğaziçi'ndeki köprülerin ayakaları aslında otomobillere teslim olan İstanbul'un havaya kalkan elleridir!.. Sömürü düzeninin kökleşmesi için toplu taşımacılık "komünist işi" diye yıllarca ihmal edilmiş ve bireyler emeklerini borçlanarak krediyle aldıkları otomobillerinin yürümeyen trafikte bir tabut olduğunun ayrımına varmadan canlı canlı mezarlığa gömülmüşlerdir.
Televizyon haberleri ve gazete sayfalarında, borsanın, dövizin ya da altının iniş çıkışını gösteren okşar yaşantımızı hedef tahtasına dönüştürdü... Oysa, bireysel kâr hesaplarının çok ötesinde, en büyük zenginliğimiz, çocukluğumuzda bütün günümüzü tırmanmak için harcadığımız ağaçlardır.