Sunay Akın

Sunay AkınBir Çift Ayakkabı yazarı
Yazar
Derleyen
8.1/10
6,6bin Kişi
27,2bin
Okunma
2.227
Beğeni
50,6bin
Görüntülenme

Hakkında

Şükrü Sunay Akın (d. 12 Eylül 1962), şair, yazar, gazeteci, araştırmacı, tiyatro oyuncusu. 12 Eylül 1962 tarihinde Trabzon'un Maçka ilçesinde doğdu (bu yüzden 18 yaşından beri doğum gününü kutlamamaktadır). Ailesi, onun daha iyi eğitim görebilmesi için, 10 yaşındayken İstanbul'a taşındı. Lise öğrenimini İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümü'nden mezun oldu. İlk şiirini, Meteoroloji Müdürlüğü'nde çalışan bir memurun kızına yazar. Henüz 9 yaşındadır. Kızın isminin baş harflerinin dizelerini oluşturduğu şiiri, evlerinin terasında bulunan odunluk kapısının iç kısmına yazar. Kız, balkona geldiğinde odunluğun kapısını açar mahsusçuktan!. Ama şiir kızın gözüne hiçbir zaman takılmaz. Sunay Akın yıllar sonra (ki bir şairdir artık) çocukluğunun geçtiği Trabzon'a gittiğinde, sert geçen bir kışta, içindeki odunlarla birlikte kapının da sökülüp yakıldığını öğrenir. Şairin ilk şiiri "hava muhalefeti" nedeniyle kayıptır!.. 1984 yılında yayınlanan ilk şiiri de bir sobanın içinde kütürdeyen odunu anlatır! İlk şiir kitabı 1989'da "Makiler" adıyla yayınlanır. Arkadaşlarıyla birlikte 1989'da Yeni Yaprak şiir dergisini ardından, 1990 yılında da Olmaz adlı şiir dergisini çıkardı. Adını Cemal Süreyya'nın koyduğu bu kitabı "Antik Acılar, Kaza Süsü, 62 Tavşanı" izler. 1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü'nü Noktalı Virgül adlı dosyasıyla aldı. 1990 yılında ise Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü'nü Makiler şiiri ile kazandı. Anlık ilhamlara dayanan ve genellikle kısa olan şiirleri, Orhan Veli'nin şiirindeki bazı özelikleri günümüzde sürdüren bir yapıya sahiptir. Ayrıca, bu tür şiirlerde genellikle rastlanmayan, yumuşak, lirik bir tonu vardır. Şiirlerinde özellikle ince yergi ögelerini kullanmadaki rahatlığı ile dikkat çeker. Cemal Süreya'nın etkisinde sürdürdüğü şiirlerde, dil oyunlarına dayalı yoğun bir alaycılık ve şaşırtma; çocuklar ve hüzünle birlikte şairin ilgi ve duyarlılığını göstermektedir. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ders verdi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde 5 yıl boyunca hem ders verdi hem ders aldı. Bu deneyimin de yardımıyla, tek kişilik oyunlar hazırlayıp oynamaya başladı. Türkiye'nin çok sayıda merkezinde ve yurtdışında (Frankfurt, Nürnberg, Londra) sayısız kez tek kişilik oyunlarını sergiledi. Halen Sunay Bey Tarihi adlı gösterisini sunmaya devam etmektedir. 23 Nisan 2005 tarihinde 11 yıldır dünyanın dört bir yanından topladığı oyuncaklarla, yıllardır hayalini kurduğu İstanbul Oyuncak Müzesi'ni Göztepe, İstanbul'da ailesine ait dört katlı tarihi bir konakta açtı. Müze, Türkiye'de türünün ilk ve tek örneği olup, Avrupa Konseyi'ne bağlı Avrupa Müze Forumu (European Museum Forum) tarafından verilmekte olan Avrupa Yılın Müzesi Ödülü'ne 2010 yılı için aday olmuştur. TRT 2 ve CNN Türk'te "Stüdyo İstanbul", "İzler", "Akşama Doğru", "5N1K" gibi kültür sanat programları ve belgeseller hazırlayan ve bunlara katkıda bulunan Sunay Akın, TV8'de de "Gezgin Korkuluk" ve "Mahya Işıkları" adlı programları hazırlayıp sundu. Yaşam Radyo, Radyo Kent ve Best FM'de radyo programları yaptı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezinde öğretim görevlisi olarak ders verdi.[5] Atv'de Hıncal Uluç, Haşmet Babaoğlu ve Nebil Özgentürk ile birlikte "Yaşamdan Dakikalar"da yer aldı. Skyturk360'ta "Hayat Deyince" programını sunmuştur.
Tam adı:
Şükrü Sunay Akın
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Gazeteci, Araştırmacı, Tiyatro Oyuncusu
Doğum:
Trabzon, Maçka, 12 Eylül 1962

Okurlar

2.227 okur beğendi.
27,2bin okur okudu.
412 okur okuyor.
6,2bin okur okuyacak.
311 okur yarım bıraktı.
Reklam

Sözler ve Alıntılar

Tümünü Gör
Okuduğumuz her kitap, Atatürk'ün sözünü ettiği aydınlanma savaşında kazandığımız bir zaferdir.
Sayfa 102Kitabı okudu
Reklam
Hayatın zenginliği hisse senetlerinde değil, hissi senetler­dedir...
Dünyada yerimi bulamadım, mekanım denizler olsaydı!
Sayfa 63
«Orta Amerikada bir ülkede darbe oluyor. Bütün sanatçılar, yazarlar, şairler, bilim adamları, öğretmenler içeri. Görüş yok. 2 hafta, 3 hafta, 6 ay, 1 yıl. Dünyadaki bütün hukuk örgütleri, demokratik örgütler araya giriyorlar: "İnsanları içeri attınız dört duvar arasına, bari 1 seferlik bir görüş günü düzenleyin. Sevdikleriyle
Reklam
Ne iş yaparsın sen dedi. Hamalım dedim. Nasıl yani dedi. Elimden tutmasını bilenin, yüreğini taşırım dedim.
Sunay Akın
Sunay Akın

Yorumlar ve İncelemeler

Tümünü Gör
282 syf.
9/10 puan verdi
·
11 günde okudu
"Baba, gemi­ler batarken denizin canı acır mı?.."
'Sevgili dost, bir kitabı okurken insanın canı acır mı?..' Acıdı... 9 yaşındaki Cahide ve Kaya. İkisi de 9 yaşında. Hani herkesin dünyasının renkli vakitleri; cıvıl cıvıl, parlak, rengarenk... Ama bu çocukların dünyası karanlık sulara gömüldü. Son saatlerinde gördükleri mavi renk yuttu ve siyaha götürdü onları. Mustafa Bal, 9 ya­şındaki kızı
Önce Çocuklar ve Kadınlar
Önce Çocuklar ve KadınlarSunay Akın · Çınar Yayınları · 1999985 okunma
61 syf.
4/10 puan verdi
Tek güzel yanı hemencecik bitiriyor olması derken doğruyum. 15 dakika falan. Her sayfa iki kelimeden oluştuğu için yazarken. Az kelime çok mana. Belki de düşünüp beynimizi yorup acaba bilge şair iki kelime ile ne anlatmak istemiştir demeliyiz mi hayır dememeliyiz. Şair imge olayına pek riayet etmemiş bu da şiirlerini kapalılıktan uzak. Zaten anlatmak istediği şey çocukluktan başlayan acılar olduğu için belki de özlem elem keder ve insana sızı veren ne varsa olduğu için dilinde açıklıkta ustalık sergilemiş. Üslup meselesine gelecek olursam bana Özdemir Asaf'ın üslubunu hatırlattı. Pek bir farkı yok bir modern çağın hastalığı geçmişin acısını yangınını tutarken yüreğinde ve Küçük olayları devleştirmesi ve onlara bakışında bambaşka mana yakalamas Özdemir ise aşk çiçek böcek kuş falan işte :) bu noktada ayrılıyorlar ve bir diğerinden daha büyük oluyor. Ben genel olarak beğenmedim. İki kelimeye bin anlam yüklemek sanat olur. İyi olur hoş olur ama bir minimalist olarak söylüyorum şiir az olanla çok şey anlatmak değildir. Zor mudur zordur evet doğru. Gerekli kelimeleri kullanarak anlatmak istediğini en iyi ve en uzun şekilde şiirsel bir dille anlatmak daha zordur. Uzun cümlelerde uzun şiirlerde bir yerden sonra kırılma olur. Ve mutlaka kaçınılmazdır bu. Ancak gerçekten ve gerçekten şairliği şiiri yiyip yutan biri bunun altından kalkabilir ki çok örneği var bunun.. Sunay Akın'ın da böyle şiirleri vardır belki ama benim hoşuma gitmedi. Ha yok arkadaş iki kelimeye dünyalar sığsın ben bunu seviyorum diyorsanız Sunay Akın bir tercihtir. Sade Nahif ve net bir şair. Birçok kişinin hoşuna gidecektir.
Antik Acılar
Antik AcılarSunay Akın · Çınar Yayınları · 20052,854 okunma
Reklam
65 syf.
10/10 puan verdi
·
20 saatte okudu
Sunay'ın zaptı yakın!
Selamlar :) Baya zamandır düzenli şekilde şiir okumamıştım kafiye veya anlam içeren şiirler ararken Makiler'e rastladım kafiye, nokta, virgül yok ama anlam bol bol var hatta o kadar anlamlı ki her satırını alıntı olarak eklemek istedim her konuya her üslupla yaklaşan bir şiir Cemal Süreya'nın dediği gibi "O miğfer, o su, o güvercin... Daha ne diyeyim... Zarı atıyorum" Aşk, çocuk, ırkçılık, savaş, barış, anne sevgisi, doğaya verilen zarar, hayvanlar, tabiat... Yeter mi? Daha sayayım mı? Evet, bunların hepsi 60 sayfada toplanmış sayfalarda yazım kurallarına uyulmasını beklemeyin kendisi neden nokta kullanmadığını çok güzel bir şekilde açıklamış bence "Nokta Tepeden inme Sonradan görme Son verir Yazının özgürlüğüne" Daha fazla uzatmak istemem okuyun, anlayın ben de Sunaya bir noktasız inceleme feda olsun dedim :) Akın var, güneşe akın Sunay'ın zaptı yakın - diyerek incelemeyi bitiriyor ve Sunayla tanışmama vesile olan arkadaşımı buradan öpüyorum, çok teşekkürler :D
Makiler
MakilerSunay Akın · Çınar Yayınları · 2001817 okunma