Sabahleyin azaplı bir rüyadan uyanınca yok yere ona doğru kollarımı uzatıyorum. Gece günahsız ve mesut bir rüyaya kanıp da kendimi otların üstünde onunla birlikte görüyorum. Ellerimin arasında ki ellerini okşayarak öpücükler boğarken uyanınca, anlamsız yere onu yanımda arıyor ve hayaline sarılıyorum. Ah! Böyle yarı uykulu halde onu yanımda aradıktan sonra iyice uyanıp da yalnızlığımı anladığım zaman, kalbimden göz yaşlarımın pınarı taşıyor ve önümde beliren geleceğin karanlıklarına karşı haykırarak ağlıyorum.
Sinsi bir hastalıkla azar azar kemirilerek yaşamı giderek sönen bir hasta söz konusuysa, bu hastaya "Al şu hançeri kalbine sapla ve kurtul!" diyebilir misin? Zaten onu kemiren hastalık onda kendini kurtaracak derman bırakıyor mu ki!