Havadaki bu ışık, rüyaların en güzelini aydınlatan o ışıktı işte. En güzel rüyayı bekleten, ümit ettiren ışıktı. Ama kâbus çekilip gitmiyordu. Işık dışarıda, o beyninin içinde, bütün hücrelerinde idi.
Ama kaç bıçak yarası vardır kalbinde, kim bilirdi bunu? Hele az önce deşilen yarayı? Üstelik o, Sadi'yi en yakın arkadaşı bilirdi. Sadi deşmişti işte o yarayı. Hem de ikinci bir yara açarak...