Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Düşman gemilerinin edepsiz bir kibirle Boğaz’dan geçişleri gözümün önüne geldi. Bunu geriye itmek, unutmak istedimse de beceremedim. Önce on torpido, ortada kruvazörler, arkada dretnotlar, hiç bitmeyeceklermiş gibi temiz Marmara’mıza giriyorlardı. Yirmi ikisi İngiliz, on ikisi Fransız, on yedisi İtalyan, dördü Yunan’dı. Çanakkale savaşlarımızın bilançosu iki yüz elli bin ölüymüş...
*Böyle namussuz bir sonuç için bu kadar korkunç bir bedel nasıl ödenir?*
“Sevgili komutanım,
“Artık hayatı bırakmak, ölüme sığınmak gerekiyor. Bunun nedenlerini şimdi şu satırları yazarken tamamıyla açıklayabilecek durumda değilim. Kafama üşüşen karanlık düşünceler arasında bunaldım. Kurtuluşu ölümde arayacağım. Aşk... Ölüm... Ve milliyetime dokunan yaralar... Bu akıl almaz yenilgi... Bir subay arkadaşla aramızda geçen dünkü konuşma, daha başka nedenler, aylardır olgunlaşan bu ölüm kararını apansız kolaylaştırdı. Bakınız ‘kolaylaştırdı’ diyorum. Çünkü bu benim için yeni bir fikir değildi. Zavallı Türkler düşman çizmelerinin altına düştükten sonra yaşamak bana önce zor gelmeye başlamıştı. Sonra imkansızlaştı. Arkadaşım, savaşta gösterdiğimiz atılganlığın, ölümü hiçe saymamızın aptallık olduğunu delilleriyle saydı döktü. Hiçbir yararlı ödev yapmadan ölüme teslim olduğum için sizden utanıyorum. Yaşamayı göze alan silah arkadaşlarımın benden daha güçlü olmalarını Tanrı’dan dilerim. Ben daha fazla dayanamadım. Allah size de büyük işler görmeyi nasip etsin! Ruhum Türklerin mutluluğuna elbette katılacaktır. Fakat bunu bekleyip gözümle görmeye gücüm yetmedi. Çok acı çekiyorum. Bu ölüm kararına adım adım nasıl sürüklendiğimi ilişik defterde okuyacaksınız. Karmakarışık, kırık dökük yazdım. Siz anlarsınız. Beni bağışlayın aziz komutanım, elveda!
“Bahtsız yaveriniz Üsteğmen M. Ali.”