İnsan, en çok en zor zamanlarında öğreniyor gerçekleri. Ölümle ya da kara günlerle yüzleşince, çevresindeki dostlukların ve arkadaşlıkların ne kadar sahici olduğunu daha net görüyor. Zannediyorsun ki bazıları hep yanında olacak, ‘iyi günde, kötü günde’ denilen o büyük cümleler gerçek olacak. Ama bir bakıyorsun, sessizlik çoğalıyor. Kalabalıklar dağılıyor. Cümleler susuyor. Ve sen, yapayalnız kalıyorsun.
O zaman anlıyorsun: Dostluk, çoğu zaman iyi günlerin maskesiymiş. İnsanlar seni neşeliyken, güçlü ve verici halinle seviyormuş. Ama sen kırıldığında, dağıldığında, bir çift söz beklediğinde ortada kimse kalmıyor.
İç acıtıcı ama öğretici bir fark ediş bu. Artık kimseye yüklenmiyorum. Sadece, beklentilerimi gerçeklerle değiştirdim. Kimseyi suçlamıyorum; sadece kim olduğumu, kimin yanımda olduğunu ve kimlerin hiç olmadığını öğrendim.”