Gökyüzü, uçamayan kağıttan kuşlar, uçağın göğü yırtarcasına ardında bıraktığı iz, martıların ağlayışları, tren istasyonlarında içilen sigaralar, her geçen gün bir adım daha yaklaştığını düşündüğüm ölüm, rüzgar, mutsuzluğuma sebep çamurlu ayakkabılar , tadına bakamadığım sütlü kadayıf ve sensizlik... Sigara almaya giderken düşündüklerim bunlar... Zihnim sanki daldan dala gezen göçebe bir kuş gibi. Kendini sadece düşünmeye ve düşlemeye ayıran bir zihne sahip olmak hiç de rahatlatıcı değil. Ve birden tüm bu düşünceleri bastıran bir ihtiyaç; sevilmek ve şefkat... Saçlarımdaki kırık, o aciz beyaz telin bile içten içe bir şefkate ihtiyacı var. Hatta en çok saçlarımın sevilmeye var ihtiyacı. İhtiyaç; sahiplerine dağıtılan erzaktan ibaret değildir bazen. Kadınların sevilmeye duydukları ihtiyacı sadece siyah kedilerde görebilirsiniz aslında. Her ne hikmetse uğursuzluk hissi uyandıran siyah kediler , hem cinsleri tarafından bile sevilmezler. Mart ayında dahi ağlayan bu kedilerle birdir kadınlar.