Ölüm belki tek kurtuluştu, eğer rüya görüyorsam ölerek gerçek dünyaya ya da hiç olmazsa daha katlanılabilir başka bir düşe gözlerimi açabilirdim. Yaşadıklarım gerçekse, ölmek yok oluş ya da öteki dünyaya geçiş anlamına geliyordu. Rüya görmekte olduğumu biliyordum ama bunun bir faydası olmuyor, rüya gördüğünü bilmek rüyada yaşananları değiştirmeye yetmiyordu.
Bütün bir ömür, geçmiş bir zamandan ibarettir. Geçip gitmekten başka bir şey değildir her şey. Bütün şairlerin istifa ettiği geceydi o gece. Kalemlerin masadan atlayarak intihara kalkıştığı, silgilerin bütün gücüyle her şeyi silmek için yırttığı o gece. O gece sabah olmadı zaten. Bütün saatlerin yayının fırladığı, rakamların "Bizden adam olmaz!" diyerek kendini sıfırla çarptığı o gece. Tüm sarhoşların dertlerinden utanıp; " Bizimki de bir şey değilmiş!" diyerek tövbe ettiği, tüm akılların sahiplerinden kaçtığı, insanlık âleminin delirdiği o gece. "O gece ne oldu?" diye sorma. Anlatırsam dayanamaz İsrafil, üfler Sur'a . Bu kez aklına yap makyajını. Akıl bohçanı da topla, zihnini sıkı giyindir, hafızan için yedek çamaşır al. Balayını uzun bir düşüncede geçireceğiz. Boş bir kağıt uzatılır gökyüzünden... Zihnimin çarkları dönmeye zorlar kendini. Beceremem, beceremeyiz, beceremedik bir türlü zorlayınca kendimizi, kendimizden sıyrılmayı. (Gür. 2017).