İki dünyayı, büyük yol ile şatoyu bu simgesel demir çubuklar ardından, yoksul çocuk zengin çocuğa kendi oyuncağını gösteriyor, o da bunu ender bulunur, bilinmedik bir nesne gibi, doymak bilmez gözlerle inceliyordu. Pasaklı çocuğun parmaklıklı bir kutuda kazdırdığı, oynattığı, sarstığı bu oyuncak, canlı bir fareydi! Ana babası, tutumluluktan olacak, yaşamın ta içinden çıkarmışlardı bu oyuncağı.
Ve iki çocuk, aklıkları birbirlerine eşit dişlerle, kardeşçe gülüyordu birbirlerine.