Sıla Kuşbey

Titreyen dudaklarımı birbirine bastırıp derin bir nefes verdim.” Sen utanılacak bir şey yapmadın. Onlar kimi haklı görürlerse görsünler…. Kendini biliyorsun. Sevdiklerin seni tanıyor.” Buydu . İşte, bütün olay bu kadardı. Bunu bilmek, kendimden emin olmak, boşa kürek çektiğim bir gemide dermansız kalan kollarıma hiç ummadığım anda kuvvet veren bir histi. Benim derdim başkalarına kendimi ispatlamak değildi. Ben kendimi yargının önünde ispatlamıştım . Bütün dünyayı kendime inandıramazdım, bunun için kendimi yoramazdım.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Reklam
Zor olacağını söylemişlerdi .Zor olacağını biliyordum da .Ancak ilk günden bu kadar ağrını yaşamak , ne olursa olsun kırılmasına izin vermediğim umudumu sarsmıştı. “ Hayır,Rüzgar,” diye fısıldadım saçlarımı boynumdan geriye atıp nefes alabileceğim bir alan yaratmak isterken. Hafifçe şakaklarımı ovaladım.”Hayır, Rüzgar. Yapacaksın. Ne derlerse desinler, geri adım atmayacaksın.”
Sayfa 25·Kitabı okudu
Direnecektim.Ben de ne çok kötülük arasalar da onlara bahçemdeki çiçekleri gösterecektim. Bu insanların kurumuş kalplerine, nasıl Erdemli bir insan olunabileceğini öğretecektim. Ve hepsi çıtını çıkaramadan beni seyredecekti.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Bu biraz da yaşamında ne olmak istediğinle ilgiliydi. Kim olmak istediğinle ilgiliydi. Ne için nefes aldığınla, neyi duyup görmek istediğinle…. Ve bu insanlar benim gibileri görmek istemiyordu. Bu, açık ve netti. Tek dertleri ceplerine üç kuruş para koymak,sessiz sakin yaşayıp gitmekti. Gözümde bir bitkiden farkları yoktu.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Şiddete boyun eğmemek cesurların işiydi .Güçsüz olanı savunmak,masumu korumak, kalbi siyaha boyananların değil; orada gerçekten yürek taşıyabilenlerin yapabileceği bir şeydi. Merhamet insanlara sonradan aşılanmazdı,iyi bir insan olmak kimseye öğretilmezdi.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Reklam