Her hatırladığında içinin yandığı, yüreğinin sıkışıp canını yaktığı o son konuşmaları aklına gelince burnunun direği sızladı. “Git ve bir daha geri dönme dedim ona.” Sesi kısıldığında dolan gözlerini gizlemek için başını hafifçe eğdi. “Gitti ve dönmedi.” Oysaki Elzem verdiği sözleri hiç tutmazdı.
Savcı masadaki elini tüm gücüyle sıkarken eğdiği başını kaldıramamıştı. Elzem’in yokluğuyla tüm dünyanın yükünü tek başına sırtlanmış gibi omuzları çökmüş ve başı önüne düşmüştü. “Ona söylediğim son şey…” Gözlerinden kopan bir damla yaş yanağından süzülürken, “Hiç doğmamanı dilerdim,” dedi.
Dudakları aralandı ve kendine ah eder hatta kızar gibi tek bir kelime Savcı’nın dudaklarından döküldü. “Doğmadı.”