Said Dirican

Köşe başlarımda, İlk gözyaşlarımda, Bir Eylül yağmurusun, Islak şehir taşlarımda…
Reklam
Güç özgürlüktür
Yeni Hayat ve Son Ada
Giriş Robert Zemeckis’in yönetmen koltuğunda oturduğu “Yeni Hayat” filmi ve Zülfü Livaneli’nin kaleminden çıkan “Son Ada” romanı, farklı mecralarda olsa da, insanın en temel ihtiyaçlarından biri olan hayatta kalma mücadelesini ve yalnızlığın psikolojik etkilerini benzer bir perspektifle ele alıyor. Her iki yapım da, modern dünyanın karmaşasından uzaklaşarak, doğayla baş başa kalan bireylerin içsel yolculuklarına odaklanıyor. Bu makalede, “Yeni Hayat” filmi ve “Son Ada” romanının ortak ve farklı yönlerini karşılaştırarak, bu iki eserin insan psikolojisi ve varoluşsal sorular üzerine düşündürücü bir bakış açısı sunduğunu inceleyeceğiz. Yalnızlığın Psikolojik Etkileri Hem “Yeni Hayat”ta Chuck Noland karakteri, hem de “Son Ada”daki adalıların tamamı, beklenmedik bir şekilde yalnızlıkla karşı karşıya kalır. Bu durum, karakterlerin psikolojilerini derinden etkiler. İki yapımda da yalnızlık, karakterlerin kendilerini keşfetmelerine, iç dünyalarına dönmelerine ve hayata dair değerlendirmelerini yeniden yapmalarına olanak tanır. Hem Chuck, hem de adalıların yaşadığı yalnızlık, onların varoluşsal sorular sorgulamasına ve hayattaki amaçlarını yeniden tanımlamalarına neden olur. Doğa ile İlişki ve Hayatta Kalma Mücadelesi Her iki yapımda da doğa, hem bir düşman hem de bir müttefik olarak karşımıza çıkar. Chuck, ıssız bir adada hayatta kalmak için doğayla mücadele etmek zorunda kalırken, adalıların yaşamı doğayla iç içe geçmiştir. Ancak her iki durumda da doğa, karakterlerin hayatta kalabilmeleri için gerekli olan becerileri geliştirmelerine olanak tanır. Hem Chuck’ın palmiye yaprağından sığınak yapması, hem de adalıların doğadan besin temin etmeleri, insanın doğa karşısındaki çaresizliğini ve aynı zamanda dayanıklılığını gösterir. Toplum ve Birey İlişkisi “Son Ada” romanı,
Olmaması önemli değil de olacak gibi olması yok mu?
Aynı vagona binip Aynı yere oturup Aynı camdan bakıp Derin bir iç çektikten sonra dalıp uzaklara Aynı hayalleri kurduk belki Farklı zamanlarda Aynı şehirdeyken seninle Haberimiz olmadan hiç Birbirimizi görmeden aylarca Onca kalabalığın arkasından sıyrılıp Birbirimize çarpmayı bile başaramadan Kilometrelerce yol yürüdük belkide Yada kim bilir Senin girdiğin o sokaktan Ben yeni çıkmıştım belki de Denk gelmedik hiçbir zaman Aynı bankta oturduk defalarca Yan yana gelmeden hiç Dokunmadan birbirimize Gelemeden göz göze Sonrası sevgilim Sen şimdi uyuyorsun Bilmem ki hangi şehirde O güzel gözlerin kapalı Ve çocuk gibi halinle Benden bir ömürlük uzak
Reklam