Eski İstanbul’un muhtelif yerlerinde meyve bağları bulunuyordu. Üsküdar’da, Kadıköy’de Boğazın bazı semtlerindeki bağlara hükümdarlar da gider, buralarda vakit geçirirlerdi.
19. asırda [...] Bezmiâlem Valide Sultan [...] 573 cins, meyveli bir bağ tesis etmişti. [...]
206 çeşit armut
98 çeşit elma
25 çeşit ayva
43 çeşit şeftali
13 çeşit vişne
31 çeşit kiraz
21 çeşit kayısı
9 çeşit nat
11 çeşit incir
59 çeşit üzüm
31 çeşit portakal
11 çeşit dut
15 çeşit muşmula, limon
...
On sekizinci asrın ünlü vezirlerinden Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın şehir içinde yanında iki aslan ile dolaştığını ve o geçerken herkesin, aslanların heybetinden tir tir titrediğini...
Mikrobun varlığını dünyada ilk defa keşfeden ve bununla ilgili bir kitap yazarak 33 hastalığı şifaları ile birlikte veren kişinin Fatih Sultan Mehmed’in hocası Akşemseddin (rah.) olduğunu...
Bir Hint elçisinin Sultan Dördüncü Murad’a getirdiği hediyeler arasında fil kulağından yapılmış ve üzerine gergedan derisi kaplanmış, ok işlemez denilen kalkanı, Sultan Murad’ın bir okla delerek içine 500 altın doldurtup elçiyi geri gönderdiğini...
İmam Şa’bi (rah)’a “Bu kadar ilmi nasıl edindin”? diye sorulduğunda, “Bıkkınlığı bırakmak, diyar diyar dolaşmak, güvercin gibi sabretmek, karga gibi erken davranmak sayesinde...” cevabını vermiştir.