Abdullah Kara

Abdullah Kara
@Sairgomlekliadam
Sanat toplum için değil: Toplum sanat içindir. şiirlerim için; antoloji.com/abdullah-kara
Eski hatıra
O sabah taze bir nazenin dirildi göğsünde: Nefes aldıkça kaburgalarında buruk rüzgarlar dolaşır oldu... Ütüsüz gömleğini ve yarısı erimiş kıravatını Tüm garibanlığına inat sevinçle sardı bedenine, Ceketinin düğmelerini usul usul ilikledi; Eski bir hatıranın yolunu tuttu adam... Bugün eski bir hatıraya yürüyen o adamın gözlerinde kaybolmak istedim Adamın gözlerinde bir kadının gülüşleri Kadının saçlarında sarı beyaz papatyalardan narin bir taç. Gözlerinde hatıra kalmak istedim Bugün eski bir hatıraya yürüyen o adamın... Saat 6:30 adamı takip etmekteyim Hiç umurunda değil nasıl giyindiği Belli ki eski bir hatıra giyinmiş adam... Görmek istedim, Umursuz yürüyen o adamın gözlerinden. Az sonra duraksadı gözleriyle karşıya bakmakta, açtı kollarını koştu Kendine sarıldı ve olduğu yerde dönmekte. Dönmek istedim hatırasıyla dönen o adamın yanında. Abdullah KARA antoloji.com/eski-hatira-3-s...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
tenha
tenha bir köşe başısın ruhumun derinliklerinde sarhoş kölelerin çığlıkları ancak bu kadar delebilir gecenin karanlığını ruhuma hapsolan gülüşlerin bana garip bir sızı yaşatıyor sanki binlerce asırdır eski bir gaz lambasında yanmayı bekliyor gibiyim Bu aralar.. tenha bu sokaklar bi o kadar da alışkın çığlıklara antoloji.com/tenha-14-siiri
bu kadına dağlar dayanmazdı deprem gibiydi gidişi, bu kadına köklerde dayanmadı sel gibiydi gidişi ama bu kadının bir gelişi vardı her günde yalnız bir adım ben ki bekleyen adam her gün ölümle yan yana bin adım.... Abdullah Kara antoloji.com/bu-kadina-dagla...
Silindi rüyalarım süsleyen renkler Ne kar tanelerini tutuyor ellerim Ne de bebekler teselli ediyor beni Düşlerim kap karardı, düşlerimde bile yalnızım Birden çalsan diyorum kapımı, ansızın uyandırsan beni Kurtarsan bu kabustan, kurtulsam bu mahpustan Güneşi getirsen bana yani sen gelsen diyorum
Dillerde sefilsin Zülfün perişan Görmüyor ruhunu çamur kalemler Yıldızlar şekilsiz gönlü perişan Görmüyor ufkunu gözü eğriler Hak etmedi seni emeği çalan Kendine has cümlesi yok Sefiller Işıklar kararmış şehri perişan Sezmiyor tenini gözü fersizler Boşluğa dalsam boşlukta asılı Kalbine alsan bu şiir salını Sahip çıkmazsan bu gönül tahtımı Fukara edecek özü yersizler Abdullah Kara