Her şeyin hızla gelip geçtiği, çarpışıp kesiştiği bir dünyanın gürültü patırtısı içinde, sanatçı bir mola verip seçim yapıyor:
Bir hareket, bir duygu, bir an, bir şekil, bir ışık, bir renk, bir his, bir düşünce, bir fikir seçiyor.
Sanatçı, dünyanın gürültü patırtısı içinden bir resim, bir heykel, bir fotoğraf, bir müzik, bir dans, bir şiir, bir tiyatro oyunu, bir roman çıkarıyor ve bize diyor ki: "Dur, bak, dinle."
Sanat eserlerinin, bize söyleyecek çok şeyi vardır.
Onları konuşturabilmek, onları dinlemeyi başarabilmek, bize kalmıştır.
Sanat eserlerinin, bize verecek pek çok şeyi vardır; onlardan almayı öğrenmekse, bize düşer.
Sanat eserleri bizim bakışlarımıza, onlara kulak vermemize, duyarlılığımıza, sorularımıza gereksinim duyar; bizimle konuşmak için her şeyimizle orada olmamıza ihtiyaçları vardır.