Hilâl Er

Hilâl Er
@Saklamak
Bazı şeyleri yaşamayı hayal etmek bazen onları yaşamaktan daha güzel olabilir. MK Care and Hope
Ebû Said el-Hudrîden nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ey Ebû Said! Kim Rab olarak Allah'tan, din olarak İslâm'dan ve peygamber olarak Muhammed'den razı olursa ona cennet vacip olur" (Müslim, İmâre, 116). Rab olarak Allah'tan razı olmak ne demektir? Rab isminin öğretmenlik ve terbiye edicilik manalarını düşündüğümüzde, Cenab-ı Hakk'ın insana öğretmenlik yaptığını, yani Rububiyetiyle onu yetiştirdiğini anlarız. Bu açıdan baktığımızda Rabbimizin önümüze koyduğu ve karşımıza çıkardığı bütün faktörler öğretici malzemeler durumundadır. Yani, "Rab olarak Allah'tan razı oldum" demek; başıma her ne gelirse gelsin, bu durumun ilahi eğitimin bir parçası olduğunu idrak ediyorum ve bu eğitimden memnunum, anlamına gelir. İlahi eğitim bazen okullarla, bazen verilen nimetler aracılığıyla olduğu gibi, bazen de hapse düşmekle, hastalıklarla, bela ve musibetlerle olabilmektedir. İnsan başındaki musibetleri rıza ve memnuniyetle karşılayabiliyorsa Cenab-ı Hakk'tan ve O'nun rububiyetinden; yani O'nun tercih ettiği eğitimin şeklinden razı oluyor demektir. Okulu sevmek, öğretmeni sevmek için yeterli koşul değilse de öğretmeni sevmek, okulu sevmek için kâfidir. Kâinat bir okulsa, Rab esması onun muallimi gibidir.
Sayfa 98 - Hayy Yayınları
Bedenimize elbise giydiririz. Beden de Rabb'imiz tarafından insana giydirilmiş bir başka elbisedir. Hatta varlık yani kâinat da beden elbisemiz üzerine giydirilmiş bir başka elbisedir. Elbiselerin farklı tasarımları, renkleri, biçimleri ve modelleri olduğu gibi, beden elbisesinin de kişiden kişiye değişen muhtelif tasarımları vardır. İnsan bir modeldir ve üzerinde bu vücut ve kâinat elbisesi yaşam boyunca biçimlendirilmektedir. Rabb'imiz insana giydirdiği varlık ve beden elbisesini keser, biçer, değiştirir, dönüştürür ve böylelikle değişik ilahi isimlerin cilvelerini sergiler. Şafı ismi hastalık üzerinden ortaya çıkar, Rezzak ismiyse açlık üzerinden. Kederler ruh ve kalbimizi şekillendirirken, biz de karşı tavrımızla kederlerimizi şekillendiririz. Böylece birbirini meydana getiren karşılıklı iki sanat eseri ortaya çıkar.
Sayfa 79 - Hayy Yayınları
İnsan, ilahi huzurda ibadetlerle de diz çöker, musibetlerle de diz çöker. İkisinde de aynı derecede teslimkâr ve razı olanlar kazanır.
Sayfa 75 - Hayy Yayınları
Her şey tamamen Allah'a aittir. Biz de Rabb'imize aitiz, O'nun mülkü olan kâinat içerisinde yaşıyoruz. Biz, kendimize malik olmadığımız için dertlerimiz, çıkmazlarımız, tıkanmalarımız bizden çok Rabb'imizi ilgilendirir. Kendimizi kendimize ait kabul edersek kaldırılamaz yüklerin altına girmiş oluruz. Rabb'imize ait oluşumuz ve O'nun bizim hâlimizi en ince detayına kadar bilmesi, bizim için en ümit verici müjde, içinde bulunduğumuz musibetten kurtulacağımızın da en büyük garantisidir.
Sayfa 53 - Hayy Yayınları
Bir ayet-i kerimede, "Allah kuluna kâfi değil mi?" buyurulur (Zümer, 36). Yaşadığımız hâli idrak ederken eksiltiriz. Dile getirirken daha da noksanlaştırırız. Kimi ıstıraplar da büyüdükçe dilsizleşir. Hâlimizi kelimelere ne kadar dökmeye çalışsak da Rabb'imizin hakkımızda bildiği kadarına denk gelmez. Çünkü insan kelimelerle düşünür ve konuşur. Allah'tan bir şey isterken de kelimeler aracılığıyla ister. Kelimeler sınırlıdır. Oysa Allah'ın bizim hâlimizden haberdar oluşu sınırsız ve engelsizdir. Biz hiçbir şey anlatmadan da Rabbimiz hâlimize teferruatına kadar vakıftır.
Sayfa 52 - Hayy Yayınları