Bizi mutsuz kılan şeylerden bazıları elimizde değildir, ölüm gibi. Ölüm varsa, yaşamak kendi başına mutluluk sayılmaz mı? Eğer böyleyse mutluluk yaşam kadar uzundur.
Ancak sahip olduğumuz bir şeyi verebiliriz. Bir şeye sahip olmanın araçlarından biri de para olduğuna göre, "Para insanları mutlu eder." diyebilir miyiz? Paran varsa her şeyi al. Mutluluk çarşıdan mı alınacak yani? Peki parası olan ama mutsuz insanlar yok mu? Para her şeyi satın alabilir mi? Hayır. Bir sürü kanalı olan bir televizyon, güzel bir ev satın alınabilir ama dostluk, sevgi satın alınamaz. Mutlu Prens öyküsünü okudunuz mu? Mutlu Prens mücevherlerden yapılmış bir heykeldir. Bir kentin meydanını süsler. Bütün kent halkı böyle güzel bir heykele sahip oldukları için övünürler. Mutlu Prens bir küçük kuşla dost olur. Prensin her şeyi vardır, ama o etrafındaki yoksul insanların acılarına dayanamamaktadır. Sahip olduğu bütün değerli şeyleri küçük kuş aracılığıyla fakir ve muhtaç olan insanlara dağıtır.
Kış gelir, kuş bir türlü Mutlu Prens'i bırakıp sıcak ülkelere doğru uçamaz. Sonunda kuş ölür. Heykel de çirkinleştiği için belediye tarafından kaldırılıp çöpe atılır. Mutlu Prens sahip olduklarını koruyarak değil, başkalarına sunarak mutlu olur. Ona göre mutluluk sahip olduklarını vermek, yani paylaşmaktır. Belki de mutluluk ne yalnızca almak, ne de yalnızca vermektir. Acı tatlı sahip olduklarını paylaşmaktır.
Öyleyse mutluluk için yaşam bilgisi yani deneyim gerekir. Seçimlerinin sonuçlarının neler olacağını bilmek önemli. Eğer doğruyu bilirsek mutsuz olma riskimiz ortadan kalkmaz ama azalır sanırım. Bilgimizi artırmak elimizdedir.