Ama fark ettim ki, kimsenin dolduramayacağı boşluklar da var. Onları doldurmama gerek yok; zaten doldurulamazlar ve herkesin hissettiği doğal duygular bunlar. Tıpkı yaralarımla yaşamayı öğrendiğim gibi, onları da kucaklamalıyım.
Ama artık kusurlu oluşumu sadece kabullenmek yerine, kendime bu kadar karamsar bakmamayı seçiyorum. İçimde parlayan, ışıldayan yanlar da var. Ben sadece onları görmemek için fazla çabaladım. Kendimi içimdeki çorak topraklara hapsetmiştim; oysa içimde yeşille ve mavilikle dolu verimli topraklar da var. Artık oralarda daha çok vakit geçirmeye çalışacağım. Bunu yapabileceğime inanıyorum. Tüm bunların, yaşamak için verdiğim özel bir çabanın parçası olduğuna inanıyorum. Şu an önemli olan da, bu inancı kaybetmemek.
Alçakgönüllü ve empati biri olmak istiyorum. Belki en yumuşak kalple doğmadım ama en azından yaşadıklarımla, öğrendiklerimle kendimş dönüştürmeye çalışabilirim.