Samet körük

Samet körük
@Samet1
​Kır Zincirlerini | Tebliğ Notları 1 (2015) Kır zincirlerini! “İmân hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imânı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir.”[1] Hakiki imanı elde eden adam tüm kâinata meydan okuyabilir ancak kendisine ümit bağlanan ümmetin gençleri olarak kimimiz henüz sigaraya meydan okuyamazken kimimiz cinsel arzusuna, kimimiz ise uykusuna meydan okuyamayıp sabah namazından mahrum kalmaktadır. Bütün bunlar günahsız yaşamamız anlamına gelmemektedir. Ancak günaha olan tavrımızı, duruşumuzu gözden geçirmemizi gerektirir. Günahlarımız artık hayatımızın alışılmış, normal karşılanan bir kısmını mı oluşturuyor bunu kontrol etmek durumundayız. Çünkü alışkanlık olmuş sıradanlaşmış her günah bize bağlanan manevi bir zincir mahiyetindedir ki zincirlere bağlı bir insan kolay bir şekilde yürüyemez yürüse bile çabuk düşer. Maddi anlamda 2-3 gün sürecek bir yara almamak için düzgün yürümeye çalışır ve düşmemek için gayret sarf ederiz. Peki, bizi Allah’a götüren ve sonucu sonsuzluk olan bir yolda düşmemek için ne kadar çaba gösteriyoruz? Neden bu kadar zincirleri ayağımıza doluyoruz da bu zincirleri hayatın vazgeçilmezi görüyoruz? Neden? “İman edenlerin Allah’ı anma ve O’ndan inen Kur’an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.”[2] İnananların kalplerinin yumuşama vakti gelmedi mi hala? Vazgeçilmemiş, alışılmış günahlardan dolayı katılaşan kalplerimiz ne zaman yumuşayacak, ne zaman Allah’ın zikriyle mutmain olacak da ne zaman “Allah, kuluna yetmez mi?”[3] çağrısına karşılık “ Sen bana yetersin Rabbim! Senin emrinin dışında nerde mutluluk, keyif aradıysam yanıldım. Şimdi onları terk
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Güzel bir yazıyı sizle paylaşmak istedim... İnsan vücudundaki elektronik tasarım! Az çok elektronikle uğraşan herkes transistörün ne işe yaradığını bilir. En önemli özelliğinden birisi “anahtarlayıcı” olmasıdır. Bu yazıda genele hitap edeceğim için bu özelliği biraz açmak istiyorum. Mesela 12 Volt ile çalışan bir lambamız var. Ancak lambayı açıp kapatmayı yazılımla kontrol etmek için kullandığımız “beyin” denilen çiplerde lambayı yakacak kadar yeterli güç yok. Bu durumun üstesinden gelebilmek için elektronikte çığır açan bir icat olarak nitelendirilen “transistörü” kullanıyoruz. Çok kısaca çalışma prensibinden bahsedeyim. Transistörün 3 tane bacağı var. “base” adı verilen bacağına küçük bir akım verdiğinizde “kollektör” adı verilen bacağından “emitör” adı verilen bacağına doğru dışarıdan bağlanmış bir pil vasıtasıyla büyük bir akım akar. Lamba nasıl mı yandı? Lambayı yakmak için “beyin” den çok az bir güç harcandı. Asıl güç pilden harcandı. Yani demek istediğim “lambayı yakmak için harcanan güç çip (beyin)’den çıkmadı“ Şimdi bir de insan vücudunu inceleyelim İnsan beyni vücudun çeşitli organlarını kullanmak için aynı mantığı kullanır. Örneğin bir ayağını hareket ettirmek için beyin (çip) ayak kasına küçük bir sinyal gönderir. Bu vasıtayla ayak kası, yapısında bulunan glikozlardan veya çeşitli yollardan ATP denilen enerjiyi sağlar ve ayak hareket eder. Sonuç olarak “ayağı hareket ettirmek için harcanan güç beyin (çip) ‘den çıkmadı” Az önceki örnekte kastaki enerji tıpkı “pil” gibi çalıştı. Kasın kendisi transistör gibi çalışken beyin de zaten beyin ismini verdiğimiz çip gibi çalıştı . Parçalar yavaş yavaş kafanızda birleşiyor sanırım… Bir lambayı yakabilmek veya bir elektrik motorunu kontrol edebilmek için bir sürü hesap yaparız. Transistörün “base” bacağına
Programlama
Aşkın cemal olsun ,Cemalin nur olsun, nurun ayn olsun ...
Kalbi ile dili bir olan insandan korkma ! Hz Şems
İyiyim ben... Hayat yordu sadece, ağlasam hepsi geçecek. Direnmeye çalışıyorum , buruk bir sevinç oldu içimde ama ben iyiyim.Dokunamadigim göremediğim nasıl dindorecegimi bilmediğim bir acı taşıyorum bu aralar yuregimde. Biraz yalnizlik, biraz hüzün ,biraz hayatın yorgunluğu var uzerimde. Hepsi bu...