İnsanın kalbinde yankılanan en güçlü duygunun ne olduğu hakkında şüphelerim oluşmaya başladı. Ademoğlu olarak bunun ne olduğunu bilenimiz var mı? Tarifi oldukça kişisel bir deneyimdir diyen tanıdıklarım oldu. Bu hissin, sevdiğimiz kişilerle ayrı kaldığımızda, onların varlığına olan hasretimizden kaynaklanır diyen insanları dinlemekteyim. Bunlar Doğru mu ? Ama bu zaman zaman özlemden, zaman zaman kızgınlıktan, zaman zaman öfkeden ve bazen de sevgiden doğabileceğini ekledi cümlenin sonuna. Düşündürdü beni, elleri buruşuk, yüz derisi hayat yorgunluğundan dolayı yere düşmekte olan, iç dünyasında gerçek bir mutluluk hissi taşıdığı ama bunu sadece gözlerine baktığım da anlayabildiğim, koskoca bir ömürü arkasında bırakmış insanın söyledikleri. Bu nedenle, insanın kalbinde yankılanan en güçlü duygunun ne olduğu konusunda şüpheler oluşmasının oldukça ikna edici bir düşünce yapısı olarak kabullenmek üzereydim. Güçlü, sağlam, dayanıklı ve güvenilir olduğu, kökleri ve gövdesiyle sağlam bir yapıya sahip ve yıllar boyunca değişen hayat şartlarına dayanmış bu insana saygı duymakla beraber bir soru sorma hissiyatına kapıldım. “size bir şey sormak istiyorum” diyerek. Sorunun son cümlesi ağzımdan çıkarken o ne demek istediğimi anlamış, gözlerini yerden kaldırıp yüzüme bakmasıyla, gözlerinin içindeki gülümsemesini görmemi istercesine cevabı zaten vermişti. Ama yine de sordum. İnsan insan derler amca insan güneşi yetirebilir mi sevdiğine ? Uzun uzun düşüntükten sonra buruşmuş elini omuzuma koyarak devam etti; Yetirir evlat öyle bir yetirir ki hem de bazen taşırır da farkında olmaz insan, lakin oradan dünya sızdıysa o başka, oradan heves sızdıysa, oradan madde sızdıysa o başka. Kalp boşluk kabul etmez evlat kalp boşluk etmez dedi. Dünyanın nereden sızacağını bilemezsin, bir tutam