En çok da geceleri seviyorum bu şehri. Domuz eti satan firmaları zengin etmek için yarışan kuryeleri, gündüzleri uyuyup geceleri yaşayan insanları, her gün kafesindeki çarkta dönüp dünyanın yuvarlak olduğunu unutanları, sağa sinyal verip sola kıranları, torbacıların insanların bileklerindeki dikişleri tek tek söküşünü, sökülecek dikişi kalmayıp yaşadığını varsayanları, ırkçılığı kötüleyip zenci taşlayanları... Hepsini ama hepsini görüyorum. Ne kadar şiddetli ittirirlerse ittirsinler beni salıncağımdan, dört ayağımın üstüne düşüyorum ve bastığım topraklar bu dünyaya ait olmuyor.