Ankara’yı sevmek, evcilleşmiş bir vahşi hayvanı sevmek gibidir, her an dönüp ısırabileceğini bilerek. Ankara’yı sevmek, şehirde sevilecek tek şeyin Ankara olduğunu bilmektir. Minibüse dolmuş, üst geçite köprü, çamaşır suyuna ozon demek, kapıcıyı kravatlı, mebusu eşofmanlı görmeyi yadırgamamaktır. Kar toplayan kırmızı kara - ayaz gecelerinde, soğuğa mukavemetin nafile olduğunu bilmek, kendini ona teslim etmektir Ankara’yı sevmek
… Kahroluyordum onun gülüşünün güzelliğiyle. “Allah’ım” , diyordum her seferinde, “ kötüleri yarattın, ona razıyım. Ama bu kadar güzel gülenlerini niye yarattın?”
… Siyaset konuşmak zaten hayal. Sendikadan bahsetmek ise haşa şirk gibi bir şey memurlar arasında. Siyaseti, sendikayı geçtim, “ Televizyon hiçbir kanalı doğru dürüst çekmiyor, bir çanak bağlat mak istiyorum, “ diyecek oldum, anamın oynaşını övüyormuşum gibi baktılar yüzüme.