"Bizimle gel, Bast. Yalnız olmaya alıştın diye her daim yalnız kalman gerekmez."
"Güvenilmez olduğumdan benden hoşlanmadığını sanıyordum. Şimdi ne demeye çağırıyorsun beni? Yolda kurtlar saldırır da ben sizi onlara yem edip kaçarsam diye korkmuyor musun?"
"Korkmuyorum."
"Yapamam diye mi yoksa?"
"Yapmazsın diye."
"Sana vereceğim bir şey var, merak etme, ben seni tutacağım. Düşmene izin vermem, Eira."
"Gözlerini aç şimdi."
"Seninki kadar büyük değil. Fakat Batıburun'da görünce almadan duramadım."
"Ama..."
"Mor gözlü olan dikkatimi çeken kolyeyi görünce 'Al gitsin,' dedi. Pek de fena biri değil. Ben de yapacağı ödemeyi borç olarak kabul ederse teklifini kabul edeceğimi söyledim."
Burnumdan kaçan bir nefesle güldüm. Hemen sonra başımı geri atıp İvaylo'nun sepetinde gözcülük edem Bast'a baktım. O da aşağı bana bakıyor, gülümsüyordu. Mor gözlerinden tekini kırptı ve gerisin geri batıdaki sulara çevirdi yüzünü. Bana olan bakışlarında canımı yakacak şimşekler yoktu.
Nasıl ki öteki gümüş madalyonu boynumdan o almıştı, bu kolyeyi de boynuma Nos taktı.