Dingin soğuk gecelerde burnunu yıldızlara dikerek kurtlar gibi uzun uzun uluduğunda, yüzyılların ötesinden ve onun ağzından burunlarını yıldızlara dikerek uluyanlar, ölüp tozlara karışmış atalarıydı aslında. Buck'ın dalgalanan sesi onların sesiydi; onların kederini dile getiriyor, o sert hayatın, soğuğun ve karanlığın onlar için ne demek olduğunu anlatarak nameleniyordu.
Böylece o kadim ezgi, hayatın başka öznelerin iradesine göre nasıl yön aldığının göstergesi olarak bu kez Buck'ın sesinde dalgalanıyor ve Buck, gerçek benliğine dönüyordu.