İSLAMİYET'İN KILIÇ ZORUYLA YAYILDI İDDİASİ:
Resulullahın “a.s” vefatından üç-dört
sene sonra, Hz Ömer “r.a”, 40 bin kişilik bir islam ordusu göndererek, Hindistana kadar bütün İranı, Konyaya kadar Anadoluyu, Suriye, Filistin ve Mısrı feth etti. Buralarda yaşayan halkın çoğu, islam dinindeki adaleti, güzel ahlakı görerek, müslüman olmakla şereflendi. Eski batıl dinleri, yani hıristiyanlık ve yahudilik ve mecusilik üzere kalanlar pek azdı. Böylece, on sene gibi, pek az bir zamanda, islam memleketlerinde yaşayan müslümanların sayısının, 20-30 milyona ulaştığı tarih kitaplarında kayıtlıdır.
Halbuki, misyonerlere göre de İsa (a.s) dan üçyüz sene sonra, Birinci Konstantin hıristiyanlığı kabul etti. Onun yardımı ve zorlaması ile hıristiyanların nüfusu ancak altı milyona ulaşabildi. On senede müslümanların yirmi-otuz milyona ulaşması ile, üçyüz senede hıristiyanların sayısının altı milyona ulaşması kıyaslandığında, hangi dinin daha çabuk yayıldığı ortaya çıkmakdadır..
“İslamiyyetin yayılmasının sadece kılıç, harp yoluyla olduğu” iddiaları da asılsızdır. Şöyle ki; Hz Ömer “r.a” feth ettiği yerlerde bulunan kimseleri, islamiyyeti kabul etmek ile hıristiyan kalarak cizye denilen vergiyi vermek arasında serbest bırakırdı.
Onlar da, istedikleri yolu seçerlerdi. Verdikleri yenin en yükseği, asrımızın parası ile mukayese edildiğinde çok çok cüzi bir bedeldir. Zengin olanlar için, bu kadar az bir vergiyi vermekte, dinlerini terk ettirecek hiçbir zorlama yoktur. Cizye verenlerin, malları ve namusları ve ibadetlerini yapmak hürriyyetleri, müslümanların mal ve namusları gibi olup, herkese eşit olarak, adalet ile muamele edilirdi. Senede bir kere birkaç kuruş cizye vermekte, dinlerini, mallarını, canlarını ve haklarını korumanın karşılığı olup, bunu ödememek için, baba ve dedelerinin