Şans Baş

Şans Baş
@Sansb
Tabaka etkileşimleri
Bilim insanları biyosferin sürekli değiştiğine inanıyor. Atmosferdeki oksijen düzeyleri en az 2,7 milyar yıl önce siyanobakteri denilen mikroorganizmalar çoğalınca yükselmeye başladı. Oksijen arttıkça Dünya'yı farklı yollarla, yüzeyini aşındırarak ve yeniden biçimlendirerek, kimyasal bileşimini değiştirerek şekillendirecek daha karmaşık yaşam formları evrildi. Tedricen biyosferin öğeleri litosferin bir parçası haline geldi. Binlerce yılda ölü mercanlar sığ tropikal okyanuslarda resifler yarattı. Benzer şekilde, trilyonlarca deniz organizmasının kalsit iskeletleri okyanus tabanına düştü, fosilleşti ve kireçtaşını oluşturdu.
Sayfa 205 - Alfa Yayınları·Kitabı okuyacak
Reklam
Aşırı Koşullara Adaptasyonlar
Schimper kurak çevrelerin zorlu koşullarıyla bitkilerin nasıl başa çıktığını da inceledi. Sıcak kuru yerlerde yetişen bitkilerin "su geçişini düzenlemek için değişik düzenekler" geliştirdiklerini buldu. Bunu göstermek için sert yapraklı, boğum araları (sap boyunca yapraklar arasındaki mesafe) kısa ve yaprak yönü doğrudan Güneş ışığına paralel ya da eğimli bir bitki tipini seçti. Bu bitki tipi dünyanın çeşitli bölgelerinde, suyun kıt olduğu kurak koşullarda yetişiyordu. Schimper'in bu bitkilere verdiği ad -Yunanca skleros (sert) ve fullon (yaprak) sözcüklerinden türettiği sklerofil (sert-yapraklı)- bugün hala kullanılmaktadır. Epifitler diğer bitkilerin yüzeyinde yetişen, nemi ve besin öğelerini havadan ya da yağmurdan alan bitkiler de Schimper'i büyüledi. Güney ABD'de ve Karayip adalarında yetişen İspanyol yosunu gibi epifitleri ve Güney Amerika, Güney Asya ve Güneydoğu Asya'da benzer türleri gözlemledi. Sıcak ısılarla ve yıl boyu nemle bağlantılı olduklarını vurguladı.
Sayfa 169 - Alfa Yayınları·Kitabı okuyacak
Hayvan davranışı
Her köpek sahibi, köpeğiyle yaşadığı sevgi ve sadakat ilişkisini anlatır. Avusturyalı zoolog Konrad Lorenz, Ve İnsan Köpekle Tanıştı'da (1949) bu davranışı açıklamaya koyulur. Köpeklerin ve diğer evcil hayvanların davranışını, koşullanmayla öğrenilen davranışa karşıt olarak esasında doğuştan, "içgüdüsel faaliyet" olarak açıkladı. Lorenz bu türden içe işlemiş davranışların hayvanın tür olarak hayatta kalmasına yardımcı olduğunu öne sürdü. Örneğin, evcil bir köpeğin insan efendisine sadakati, avlanma başarısı ve güvenlik bakımından yararlı olduğu için sürü liderine sadık olan vahşi atalarının davranışından kaynaklanır.
Sayfa 116 - Alfa Yayınları·Kitabı okuyacak
Kardeş öldürme ve mavi ayaklı sümsükkuşu
Mavi ayaklı sümsükkuşları, Pasifik okyanusunun yerli deniz kuşlarıdır. Besinlerini okyanustan alırlar ama üremek için kıyıdaki kayalıklara gelirler. Dişi, kabaca beş gün arayla iki yumurta yapar; böylece ikinci civciv yumurtadan çıktığı sırada birincisi epeyce büyümüş olur. Besin bol olduğunda ebeveynler ikisini de yuvadan uçana (tüylenene) kadar beslemeye yetecek besini bulabilir. Ne var ki besin kıt olduğunda büyük civciv küçük kardeşini gagalayarak öldürür. Ardından büyük civciv daha fazla besin alabilir ve tüylenmesi daha fazla olasıdır. Besin kıtken küçük kardeşini öldürmese her iki civciv de aç kalabilir. Yalnızca besinin bulunabilirliğine dayanan bu davranışa "istemli kardeş öldürme" denir. Maskeli sümsükkuşları ise, aksine, "zorunlu kardeş öldürme"yi uygular. Yumurtadan ilk çıkan civciv, ne kadar çok besin bulunursa bulunsun, neredeyse her zaman erkek ya da dişi kardeşini öldürür.
Sayfa 115 - Alfa Yayınları·Kitabı okuyacak
Birlikte Evrim
Hizmet ve kaynak sağlayıcılar arasındaki ilişkiler milyonlarca yıl içinde ve "birlikte evrim" -birbirlerini karşılıklı olarak etkileyen iki ya da daha fazla türün evrimi- denilen bir süreçte gelişti. Birlikte evrim terimini Amerikalı biyologlar Paul Ehrlich ve Peter Raven 1964'te türetti ama bu sözcük var olmadan yüzyıl önce doğabilimci Charles Darwin ve Alfred Russel Wallace, özellikle orkidelerle ilgili gözlemlerinde, kavramın farkındaydı. Diğer birçok çiçekli bitki gibi orkideler de polenlenmek için böceklere güvenir. Bazılarının, içinde nektar ve polen tutmak için olağanüstü yapıları vardır. Bitkiler böcek polenleyicileri ayartmak için onlara enerji veren nektar içmeyi teklif eder. Bu durum 1862'de Madagaskar orkidesinin bir örneği verilen Darwin'i büyüledi. Çiçek, nektarını yaklaşık 30 cm uzunluğunda içi boş bir mahmuzda saklar. Darwin ve Wallace ancak büyük bir güvenin nektara uzanabilecek kadar uzun bir hortumu olabileceğini düşündü. Orkidenin mahmuzu daha kısa olsaydı bir güve polen toplamadan nektar içebilir ve dolayısıyla çiçeği polenleyemezdi. Mahmuz daha uzun olsaydı o zaman da güve ziyaret etmezdi.
Sayfa 59 - Alfa Yayınları·Kitabı okuyacak
Reklam