Uzun zamandan beri bu ilkti.
İlk defa bu bahar, bahar heyecanı duymuyordu.
En ağır acılara ölümde, ihanette bile baharın heyecanını duyan bu ruh; ilk defa bu baharda heyecan duymuyordu.
İçerisinde zerre kadar bir kıpırtı yoktu. İşte bu bir ilkti.
Bastırmak isteyip de bastıramadığı baharın heyecanı bu yıl ortaya çıkarmak istese de çıkmıyordu.
Ruhu bir heyecan kaldıracak canlılıkta değildi.
Zaman öyle bir geçiyordu ki...
Sanki her yıl 5 yaş alıyordu. Bedeni 1 yaş alırken ruhu 5 yaş alıyordu.
Daha 25 yaşındaki bir bedenle 45-50 yaşlarına ulaşmıştı.
Ama bu yıl bir farklılık vardı.
Aldığı yaşların ağırlığını bu yıl tam olarak hissetmişti.
Sanki 50 yaşında bir insanın ruh halini fazlasıyla yaşıyor gibiydi.
Yaşıtlarıyla konuştuğunda çoğunun gereksiz sorunlarla cahilliklerle dolu hayatı,
ablalarıyla yaşıtlarıyla konuştuğunda bazen onlara göre büyük kaldığı ama yine bile onlar tarafından küçük görülen arada kalmış biriydi.