Siz deyin bir söz ormanında yüzüyorum. Siz deyin ahı tuttu ağaçların, kuruttum. Ektiğim toprakları yiyorum. Siz deyin, çığlık: Kendimle yüzyüze ölüyorum.
Meğer ben ne kadar boş şeylere ağlamışım;
Kalbim hakikat diye bir ihtimale tapmış.
Ne manasız şeylere meğer bel bağlamışım;
Meğer benim peşinde koştuklarım serapmış.